Etiketler

, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Osmanlı Denizci ve Yeniçeri sancaklarında kullanılan bu betimlemeler birbirinden değişik yorumlara iyedir. Buluştukları ortak bir nokta var; birincisi, “Zülfikar” olarak adlandırılan Halife Ali’nin çatal başlı kılıcına olan benzetmedir. Türk kılıç yapısında benzerini görmediğimiz bu kılıç türü, erken Türk bulguları içinde de yoktur. Bulgar ve Macar bulgularında betimleme olarak kullanılır. Bu kılıç yapısının bizim Türk demircilik geleneğinden mi yoksa yalnızca Halife Ali’nin kılıcı olmasından dolayı mı kullanıldığını kesin olarak söylemek zor. Bir gerçek var ki günümüze kadar gelen bulgulara baktığımızda bu kılıç yapısının örnekleri çok azdır.

Sancak üzerinde yer alan betimleme bilinen Zülfikar’dan oldukça farklıdır. Kılıcın çatal kısmı ucu değildir, yandan çatallaşma yoktur, çatal uzunlu kısalı değildir. Kılıç yapısı kökünden başlayarak iki ayrı kılıç ağzı gibi gösterilmiştir. Bu çatal ağız oldukça açıktır.

Kolaylıkla anlaşılan betimleme parçası ise kulp kısmının iki başlı yada ikiz Büke (Ejderha) olmasıdır. Ebren (evren) olarak da adlandırılan bu düşsel yaratık; “evrilmeyi, bükülmeyi” betimlemekte; “evrende yer alan her parçanın döngüsünü ve değişimini” anlatmaktadır. Türkler için, görünmeyenin, yerlerde ve göklerde yer alanın, bizi sarıp sarmalayanın kurgusudur. (Bu bete başka bir yazıda uzunca değineceğim.)

İkincisi; bu betimlemenin bir pergel olmasıdır. Denizcilik demek pergel demektir. Hem deniz süngüşlerinde (savaşlarında) hem de denizlerde yol almada çok gereklidir. Yolunu bilmek, bulmak, harita çizmek ve yorumlamak, arayı ve süreyi ölçmek için olmazsa olmazdır. Dengedir.. Bu sancakların Barbaros Hayrettin Paşa’nın da olmak üzere bir çok Denizci Sancağı’nda yer almasının nedeni bu olabilir.

Üst görsele ve diğer sancak görsellerine bakılırsa bu kadar geniş bir çatal ağzın abartı olduğu, bir kılıçta olmasının zor olacağı ama bir pergel ile bu açının yakalanacağı da ortadadır. Kılıçta bu yapının kullanılması ve dengede tutularak sallanması oldukça zor iştir. Görselin ortasında yer alan ve yıldız görüntüsü verilerek yazılmış yuvarlak geniş kısım bir kılıç yapısında görülmez. Bu yapı pergellerin açı kökünde yer almaktadır.

Yeniçeri Sancaklarında yer alan kılıç betimlemesi açıkça bir kılıçtır ve Zülfikar yapılıdır. Aynı betimleme Deniz donanmasının olağan sancaklarında da yer alır. Padişah ve Deniz Paşalarının sancaklarında betimleme üst görseldeki gibidir.

Bir ongun olarak Türk betimlemeleri arasında buna benzeyen çizimler var mıdır? Evet vardır. Moğolistan’da yer alan Bömbögör (Bombogor) da bulunmuş olan Türk yazılı kayası üzerinde, uçmaya varan Türk konçuyunun kurganına gelen boyların tamgaları yer almaktadır. Bu tamgalar içinde Osmanlı Sancakları üzerinde yer alan betimlemelere oldukça benzeyen Türk boy tamgaları vardır. Bunların bir kısmı bükük kulplu, topuzlu tek uçlu kılıç iken bazıları da çatal uçlu ve kökten açılı kılıçlardır.

bombogor tamgalar

Betimlemenin Osmanlı Sancaklarında kullanılan yapılarına baktığımızda her iki yorumunda doğru olabileceğini görmekteyiz. Bu betimleme hem bir kılıç hem de bir pergel olarak düşünülmüş olmalı. Bir kısım betimlemenin pergel görünümü ağır basarken bazılarında ise kılıç yapısı öne çıkar. Her ikisinin de Osmanlı denizcileri için oldukça önemli olduğu düşünüldüğünde, bu betimlemenin bir ongun olarak yapılandırıldığını düşünmek pek yanlış olmaz. Zülfikar gibi bir kılıç ve pergel gibi bir nesne, Müslüman kara ve deniz donanmaları için çok değerli, güç veren ve örnek alınan birer ongun niteliğinde gözükmektedir.

  • Kürşad BAYTOK
Reklamlar