Etiketler

, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

dağ keçisi

Pazırık Türk kültürü çerçevesinde Başadar Kurganları’ndan çıkan, baş ve gövdesi olmayan Elik (Dağ keçisi) boynuzları. Elik ve geyikler Türk kültürü ve düşlerinin önde gelen ongunlarındandır. Yalnızca canlıları değil, kaya bedizleri de aynı kuta aracılık etmektedir. El yapımı baş ve boynuz parçaları da bir o kadar kutsal olmakla birlikte, “At başlığı, Kam başlığı, Yönetici başlığı ve bedizlerde” kullanılarak aynı süreklilik ve yarar gözetilmiş, bunları kullananlara kut ve göksellik aynı yolla verilmiştir. Bu duruma ayrıntıları ile önceki bir çok yazıda değinmiştim.

Ağaç üzeri altın ve gümüş kaplama bu boynuzlar 50 santime varan büyüklükleri ile birer ongun olmaları ve bu yapıda bırakılmalarının yanı sıra, başlık olarak kullanılmak üzere yapılmış olabilir.

Türkler en erken dönemlerden beridir dağ keçilerine “Elik” derler. Toplum ağızlarında yine Türkçe olan “Karacalar” için de Elik adı kullanılmıştır. İkisi de Türk’ün en kutlu canlıları arasında en önlerdedir. İskandinav (Elgr), Cermen (Elaho), Latin (Alcēs) ve Yunan (Alkē) dil kökenlerinden gelen ve şu an “Elk – Elch” olarak kullanılan sözcüklerin kökeninin de buralarda aranması gerektiğini düşünüyorum. “Büyük geyik, büyük boynuzlu geyik, kanada geyiği” gibi anlamlar taşıyan İngilizce “Elk” sözcüğü, Türk’ün erken düşleri ve erken sözleri arasında aranmalıdır. Bu kadar kutlu ve göksel olan, binlerce yıldır Türk bedizlerinin ve ongunlarının büyük çoğunluğunu, dolaylı olarak da tamgalarını oluşturan Elik adı, Türkler ile birlikte sınır tanımaksızın yer yüzünü dolaşmış olmalıdır.

  • Kürşad BAYTOK
Reklamlar