Etiketler

, , , , , , , ,

sekel1

Özet

Bilim âleminde, Orhun Yazıtlarının bulunmasından çok, çözümü gereksiz yankı bulmustu. Vilhelm Thomsen, 15 Aralık 1893’te Danimarka Kraliyet İlimler Akademisi’nde bir toplantı ile Orhun Yazıtlarını çözdügünü, bunların Türklere ait oldugunu açıklaması, yazıtların önceden bilinmeyen bir yazı sisteminin çözülmesi gibi takdim edilmis ve bu kesif olarak takdim edilmisti. Ancak, bu yazının Avrupa’da özellikle Dogu Avrupa ve iİkandinavya’da önceleri kullanıldıgı ve özellikle rahip, seyyah ve ilim adamlarınca bilindigi ise pek söylenmemistir. Tebligimizde, Türk (Runik) yazısının Sekel versiyonu dikkate alınarak okunusunun bir kesif olmadıgı sadece tarafımızdan bilinmeyen/az bilinen Sekel yazısı yardımıyla okunabilmiş olabilecegi üzerinde duracagız.

Anahtar Sözcükler: V. Thomsen, Runik, Orhun Yazıtları, Sekel Yazısı.

Pietro Della Valle’nin 1621 senesinde gönderdigi mektupla haber verdigi çivi yazısını çözme süreci 1674 Chardin’in denemeleri ile baslar, 1798’de Olaf Gerhard Tychsen ile devam eder ve Grotefend’in 4 Eylül 1802’de Göttingen İlimler akademisine ilk çözüm denemesini sunması ile sonuçlanır1. Çivi yazının çözümü için geçen uzun süreçte bile yardım alınan, etkilenilen unsurlar olmustur. Buna rağmen bir kesif olarak bilim âlemine sunulmamıstır.

Messerschmidt ile Strahlenberg’in buldugu Yenisey Anıtları2 ile, daha sonra Kül Tigin ve Bilge Kagan yazıtlarının 1898 yılında Yadrinsev tarafından bulunması3 Türkoloji sahasında yeni kesiflerdi. Kitabelerin okunması, bu kesiflerden daha çok yankı bulmustur.

Yazıtları okuyan Radlof ve Thomsen, Türkoloji âleminde haklı bir söhret kazanırken özellikle Türkiye’de bu hizmetleri Muharrem Ergin tarafından ‘Danimarkalı büyük alim W. Thomsen, kısa bir zaman sonra 1893’de Orhun yazısını çözmeye muvaffak olmustur. …. W. Thomsen, sonra bütün abideleri okumuve böylece Türk milletinin ebedi minnettarlığına mazhar olmuştur4 diye takdim edilmistir.

Süphesiz her iki bilginin de yaptıkları islerle Türkolojiye, dolayısı ile Türk milletine faydaları dokunmustur. Huzurlarında saygı ile egilir, minnetle anarız. Gerçi bu çözümler yapılmasa bile yaklasık 40 yıl sonraNikolsburg alfabesi olarak da bilinen bir sayfalık transkripsiyon listesinin bulunmasıyla Türk (Runik) yazısının çözülmesi mümkün olacaktı.

Bu eser, Bartholomeus Anglicus’un De proprietatibus rerum adlı eserinin ciltlenmesi esnasında kabın iç kısmına konan boş kağıt üzerinde yazılıdır. Nürnberg’de basılmış olan bu kitap önce İtalyan kontu Nikolsburg’un Dietrichtstei kütüphanesinde bulunmaktaydı. 1933 yılında kütüphanenin Luzern’de müzayedeye çıkarılması sırasında Macar Millî Kütüphanesi müdürü Jakupovich Emile’nin haberdar olmasıyla eser alınmıstır. Su anda Macar El Yazmaları Kütüphanesinde bulunmaktadır. Bu eserde Latin harfleri ile karsılıkları bulunan 46 Runik karakter verilmistir. Eserin Macar ilim adamlarınca 15. yy’da yazıldıgı ifade edilmektedir5 . (Resim 1)

Ancak bizi, Orhun Yazıtlarının çözümü kesif midir sorusunu sormaya, 1893’ten günümüze kadar geçen zaman dilimi içerisinde yapılan çalısmalar sevk ediyor. Hem Radlof hem de Thomsen’in yetistikleri bilim iklimi düsünüldügünde zamanının imkânlarından azamî ölçüde istifade eden insanlar oldugu görülür.

Wilhelm Radloff henüz okunmamıs olan bu yazıtları incelemek amacıyla 1891 yılında

Petersburg İlimler Akademisi tarafından tertiplenen bir sefer heyetinin basında Orhon bölgesine gitmistir. Bu heyete ondan baska N. M. Yadrintsev, etnograf ve arkeolog D. A. Klements, Sçegolev, Dudin, Levin gibi bilginler de katılmıstır. Radlofff deniz yoluyla dönmek istediginden, önce Çin’e ugramıstır. Amacı Orhon yazıtlarındaki Çince metinlerin tercümesini yaptırmak olan Radloff, Pekin’de P. S. Popov (Rus Filologu, Pekin’de konsolosluk yaptı), ve bir Çinli bilginin yardımıyla Çince metinlerin ve Kara Balgasun yazıtının ön tercümesini hazırlayabilmistir. Bu arada Radloff da onbir kadar isareti çözmüs olmakla beraber, bütün metni ancak 1894 yılında Thomsen’in anahtarını kullanmak suretiyle okuyabilmistir6. Wilhelm Radloff, Yenisey yazıtlarını ilk defa okunusları ve tercümeleri ile yayımlayan sahsiyettir7.

Danimarka Kraliyet Akademisi üyesi olan Wilhelm Ludvig Thomsen, Kopenhag Üniversitesi Genel Dilbilimi profesörü oldugu gibi aynı zamanda Hint-Avrupa ve Fin-Ugor Dilleri uzmanıydı; mukayeseli dilbiliminin büyük üstadıydı ve 10’dan fazla dil biliyordu8. Thomsen’in çözüm süreci diye anlatılan, ‘önce tekrar edilmeyen isaret miktarını aradı ve 38 isaret buldu, sonra âbidelerde çok geçen tengri, Türk ve Kül tigin kelimelerini okudu9’ bazen, ‘25 Kasım 1893’de bir saat içerisinde, Göktürk alfabe sistemini çözmüstür10 seklinde de ifade edilmistir.

Radloff ile Thomsen’in yardımlasmaları da ‘Thomsen alfabeyi çözdügü sırada Radloff da çözüme çok yaklasstı. Nitekim 22 Kasım 1893’te Thomsen’e yazdıgı bir mektupta o da üç harfinünlüleri gösteren harfler oldugunu ve birinin de i’yi karsıladıgını belirtiyor’11 gibi cümlelerle bu güne kadar aktarıla gelmistir. Radlof’un yazıtların çözümü için Çince yazılan kısımlarından yararlandıgı asikârdır. Thomsen ise kanaatimizce Türk (Runik) yazısının bir versiyonu olan Sekel yazısının yardımı ile

çözmüstür. Yani bu yazının isaretleri, karsıladıgı ses degerleri hiç bilinmezlikten çözülmüs degildir. Bilakis bilinen ve zamanında yaygın olan yazının diger bir versiyonu, Sekel yazısının yardımı ile okunmustur. Bizi bu kanaate iten sebeplerin basında Thomsen’in yetisme ve çalısma hayatı gelmektedir.

25 Ocak 1842 yılında Kopenhag’da dogan Thomsen’in asıl alanı karsılastırmalı dil bilimi ve Hint-Avrupa dilleridir. V. Thomsen, Türk dili çalısmalarına, hayatının son 35 yılı içinde yani 1890’dan sonra baslamıstır12. Filoloji Fakültesinde bir yandan karsılastırmalı dil bilimi okuyan Thomsen, bir yandan da klasik diller ve nordik (İskandinav) diller filolojisi çalısmıstır. Thomsen Batı dilleri dısında Sanskrit, Arap, İspanyol, Portekiz, Rus, Fin, Macar vb dilleri de biliyordu. Roman dillerinin ses bilgisi, eski Rusya ile İskandinavya iliskileri, Fin dilleri, Germen dili, Kuzey Kafkas ve Etrüsk dili üzerine de çalısmalar yapmıstır13.

Macar dili, Romen dili, Etrüsk dili ve İskandinav dilleri üzerine arastırma yapan, bu dillerin gramerleri üzerine çalısan bir bilginin Sekel yazısını görmemis olması mümkün degildir. Kaldı ki İskandinav bölgesindeki Futhark (Viking) yazıları, Etrüsk yazısı, Macar rovas (oyma yazı) yazıları ile de Türk (Runik) yazısının benzerlikleri ile isaretlerin gösterdigi ses esitlikleri bugün bilinmektedir. Tabii, Roman dilleri üzerine çalısan bir kimsenin Romanya’da genis bir cografyada günümüze kadar kullanılagelen Sekel yazısını bilmesi olagandır, tersi sasılacak bir durumdur. Nitekim literatürde İstanbul (Elçi Hanı) Yazıtıolarak bilinen yazıtın Babinger tarafından Dernschwam nüshasının bir kopyası Thomsen’e gönderilmis, Thomsen yazıtın bir kısmını okumus ve cevaben Macar âlim Sebestyen’e gönderilmesini tavsiye etmistir14. (Resim-2)

Bugün Transilvanya’da yasayan Sekellerin milli yazı olarak kabul ettikleri yazı budur. Göktürk yazısının Sekel versiyonu rovás yazısı olarak da anılmaktadır. Rovás kelimesi Macarların runi ve ru diye telaffuz ettikleri ve róni, ródalni (oymak); róvat, rovákka (hesap, neden) gibi birçok kelimenin gelistigi “ro” kökünden gelir. Macar bilginleri Roma rakamlarının ve Etrüsk yazısının da rovás’dan yani Sekel (Göktürk- Runik) yazısından oldugunu söylemektedirler 15 .

Envard Freman’ın Sicilya Tarihi (Oxford 1891) adlı eserine atıf yapan Robert Szabados Sicilya’nın Sekellerle ilgili oldugunu da ifade etmektedir 16 . Sekel yazısının kaynagının Karpat havzasına Macarlardan önce gelen Avar Hunlar’ı veya Hun Eftalitleri olarak bilinen Hunlar oldugu Macar tarihlerinde geçmektedir. Macarlar Karpat havzasında görülmeye basladıklarında bu bölgede Hunlar’dan kalma Sekel (Göktürk) isaretli birçok kitap, kayıt ve kitabeler bulunmaktaydı17.

Sekel yazısı M.S.1000’lerde Macar Kralı St.Stephan’ın Hristiyan olması sebebiyle putperest devrin kalıntısı olarak görülmüs, bu yazı ve dönemin esyaları yok ettirilmistir18. Papalığın baskısı ve papazların gayretiyle büyük çogunlugu yok ettirilen bu yazıyla yazılmıs eserler çok az da olsa Transilvaya’nın iç bölgeleriyle Sekel Macarlarında kalmıstır.

1488’de Jonós Thuroczi’nin tarihinde, Sekellerin kendi harflerini kullandıklarını ve bunları tahta parçaları üzerine oyduklarını yazdı. 15. yy İtalyan yazarı Bonfini, Sekellerin kendi harflerini (paraflarını) küçük tahta parçalarına çenttiklerini ve birkaç isaretle pek çok bilgi ilettiklerini ifade eder. Transilvanya’da dogmus olan Istvan Szomasi, 1653’te Padma/ İtalya’daki çalısmalarından birinde Sekellerin her zaman atalarından miras kalan harfleri mürekkeple yazmadıklarını ama onları bıçak ucuyla tahta parçaları üzerinde kare seklinde düzlestirdiklerini ve böylece harflerin sık ve birbirine yapışık oldugunu yazar19.

16. yy’ da Csikszentmihaly kilisesi insaatında çalısan isçiler, isimlerini direklerden birine çenttiler, marangoz ve tuglacıları isimlerinin korunması konusunda tembihlediler. Bu yazıların orijinalleri 18.yy’ın 2. yarısında zarar görmüs olmalarına ragmen (muhtemelen dikkatsiz tamir ya da maksatlı yıkımdan) kopyaları Imre Dezserinszky’nin 1753’teki bir çalısmasında korunmustu20.

En ilginç runik yazılı belgelerden biri de Luigi Ferdinando Morsigli’nin, Bologna Takvimi olarak da bilinen yazıtıdır. İtalyan asker ve arastırmacı olan Luigi Ferdinando Morsigli (10 Temmuz 1658, Bologna- 1730) Viyana’da kısa süre Tatarlara esir düsmüs, Habsburg ordusunda, Tua’da subaylık yapmıs21 olan bu İtalyan kontu, Buda ve Nandor-fehervar’ın Osmanlıdan alınması sırasında Beden prensi nezdinde Erdel’de de görevalmıstır22.

Delikanlılıgından itibaren, bütün hayatı Türklerle vurusmakla geçmis ve Türklere karsı, en büyük savaslardan olan ‘1683 Viyana Kusatması’nda’ da bulunmustur. İyi derecede Türkçe bilen Morsigli aynı zamanda kitap meraklısıdır. Türkçe yazmalardan mütesekkil çok zengin bir kütüphanesi vardır. Bu kitapların bir kısmı Budin kusatması sonrası Budin kütüphanesinden Bologna’ya götürdügü kitaplardan olusur. Morsigli kendi hatıratında Erdel harekâtını anlatırken Sekel bölgesi sakinlerinin dillerini inceledigini ifade eder23. Bu eserinin bazı sayfalarında Göktürk (Sekel) yazısının karsılıkları verilmis, hatta bazı isimler bu yazıyla yazılıp altlarında Latin alfabesi ile çevirileri yapılmıstır. 1690 tarihli bu eser Avusturya-Macaristan İmparatorlugu sınırları ve o zamanın Avrupasında tanınmakta birçok kütüphanesinde de örnegi bulunmaktadır. Bu yazıtı, Morsigli tamamını kopyalayarak kopyayı İtalya’ya götürür.

Morsigli’nin bu kopyası İtalya’da 1913’te Bologna Üniversitesi kütüphanesinde Endre

Veress tarafından bulundu24. (Resim 3-4-5-6) Sekel Yazısı ile yazılmıs Morsigli’nin takvimi dısında baska eserler de bulunmaktadır. Telegdi rudimentası25, bunlardandır. Telegdi Janos (1554-1647) adlı piskoposun rudimentasında Sekel yazılı altı sayfa yazı bulunmaktadır. Bu eserin Giessen ve Hamburg’da birer nüshaları bulunmaktadır26. (Resim 7-8-9)

Bunların yanında Johannes Kajoni’nin kopyası ile Zakarias Janos’un mektubunu da burada anmak gerekir. Johannes Kajoni (1629 Jegenye-23 Nisan 1678’de Sharhegy). Rahip olan Kajoni Sekel bölgesinde Latince ve Macarca ilahilerle sarkılar derlemistir. Ayrıca Kajoni Sekel yazısı ile de karsılasmıs, eski bir yazıya dayanan Göktürk isaretli takvim ile İstanbul Elçi Han kitabesine benzeyen runik yazıyı 1673’te kaydetmistir27. (Resim 10)

Digeri Peru’da görevli bir Cizvit misyoneri olan Zakarias Janos’un, 16 Nisan 1756 tarihli mektubunda yakalandıgında anlasılmaması için mektubun içinde ve kenarında runik yazı da kullanılmıstır. Bu da Hrıstiyan misyoner âleminde bu yazının çok iyi bilindigini gösterir28. (Resim 11)

Sonuç

Göktürk Yazısının bir versiyonu olan ve Orhun Kitabeleri bulunmadan ve okunmadan çok önceki yıllarda özellikle Dogu Avrupa ve İskandinav bölgesinde yerel olarak kullanılan Sekel yazısı bu cografyada bilinmektedir. Sekel yazısı rahip, seyyah ve ilim adamlarınca kullanılmakta, bunlarla notlar alınıp, mektuplar yazılmakta idi. Bunların isaretlerinin karsılıgındaki ses degerleri büyük oranda Orhun Yazıtları ile aynıdır.

Birçok dil bilen özellikle Sekel yazısının yaygın oldugu cografyadaki halklar ve diller üzerine arastırmalar yapan Thomsen’in bunu bilmemesi düsünülemez. Türklük ve Türkoloji için yeni bir çagın açılması anlamına gelen Orhun Yazıtlarının çözümü, okunması kanaatimizce Sekel yazısının yardımı ile olmustur. Yeniden bulunan, ses degerleri yeniden verilen hiç bilinmezken ortaya çıkarılan bir kesif degildir. Buna ragmen Türkoloji’nin en önemli baslangıçlarındandır.

Sekel yazısı ile Göktürk yazısının benzerliklerine baktıgımızda sizlerin de bize hak vereceginizi düsünmekteyiz. (Resim 12)

1 KINAL, Füruzan, Çivi Yazısının Dogusu ve Gelismesi, 19 Mart 1971, Türk Tarih Kurumu (Konferans), Ankara

2 Philipp Johann von Tabbert-Strahlenberg tarafindan Das Nord- und Ostliche Theil von Europa und Asia adlı eserinde yayımlaması ile yazıtlardan haberdar olundu.

3 TEKİN, Talat, Orhon Yazıtları – Kültigin, Bilge Kagan, Tunyukuk, Yıldız, Dil ve Edebiyat I, İst., 2003, s. 28

4 ERGİN, Muharrem, Orhun Abideleri, İnceleme., Bogaziçi Yay. 31. Baskı , 2003 İstanbul, s. 22

5 DOGAN, _smail, Dogu Avrupa’daki Göktürk (Runik) _saretli Yazıtlar, TDK Yay. 798, Ankara, 2002, s. 157- s. 235

6 TEKİN, Talât, Orhon Yazıtları, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ank., 1988, s. V

7 ERCİLASUN, Ahmet Bican ,Türk Dil Tarihi, Akçag Yayınları, 5. Baskı, Ank., 2008, s. 138

8 ERCİLASUN, Ahmet Bican, Wilhelm Radloff ve Türk Bengü Tasları, Orhun Seferi Arastırmaları Mogolistan

Tarihi Eserler Atlası (Tıpkıbasımı) TİKA, 1995, Ankara, s. 4

9 ORKUN, Hüseyin Namık, Eski Türk Yazıtları, Türk Dil Kurumu Yayınları: 529, Ank., 1987, s. 19; ERGİN,

Muharrem, a.g.e., 30. s. XXII

10 SERTKAYA, Osman Fikri –ALYILMAZ, Cengiz –BATTULGA, Tsendıyn, Mogolistan’daki Türk Anıtları Projesi Albümü, Türk İsbirligi ve Kalkınma _daresi Baskanlıgı (TİKA), Ank., 2001, ss. XV-XVI.

11 ERCİLASUN, Ahmet Bican ,Türk Dil Tarihi, Akçag Yayınları, 5. Baskı, Ank., 2008, s. s. 150–151

12 KORKMAZ, Zeynep, Vılhelm Ludwıg Peter Thomsen (Hayatı ve Türklük Bilimine Hizmeti), TDAY Belleten 1993, 1995, Ankara, 1-11 . s

13 KORKMAZ, Zeynep, a.g.e., s.3

14 ORKUN, Hüseyin Namık, a.g.e., s. 694

15 SZOBADOS, Robert, Ancient Hungarian Rovás/Runic Writing,

16 SZOBADOS, Robert, The Runıc Text Processor Freeware Homepage, The Hungarian Runic Writing, 

17 SZOBADOS, Robert, The Acient Hungaritan Alphabet,

18 SZOBADOS, Robert, a.g.e.,

19 DOGAN, _smail, Atilla’nın Torunları Sekeller, Yeni Avrasya Yayınları, Ankara, 2004, s. 44

20 DOGAN, _smail, a.g.e., s.44 – Dogan, İsmail, Dogu Avrupa’daki Göktürk (Runik) _saretli Yazıtlar, TDK Yay. 798, Ankara, 2002, s. 157- s. 163

21 http://tr.wikipedia.org/wiki/Luigi_Ferdinando_Marsigli

22 ORKUNHüseyin Namıka.g.e., s. 674

23 DOGAN, İsmail, a.g.e., s. 236

24 DOGAN, İsmail, Atilla’nın Torunları Sekeller, Yeni Avrasya Yayınları, Ankara, 2004, s. 44

25 ‘ögütler, temel prensipler’ anlamındadır.

26 ORKUNHüseyin Namıka.g.e., s. 705

27 ORKUNHüseyin Namıka.g.e., s. 724

28 FODOR, Dr. Ferenc, Journal Of The Institute For Hungarian Studies, Vol. 1, Number 2, October, 1996

Kaynakça

-İ DOGAN, _smail, Dogu Avrupa’daki Göktürk (Runik) _saretli Yazıtlar, TDK Yay. 798, Ankara, 2002

_ ERCİLASUN, Ahmet Bican ,Türk Dil Tarihi, Akçag Yayınları, 5. Baskı, Ank., 2008

_ ERCİLASUN, Ahmet Bican, Wilhelm Radloff ve Türk Bengü Tasları, Orhun Seferi Arastırmaları

Mogolistan Tarihi Eserler Atlası (Tıpkıbasımı) T_KA, 1995, Ankara

_ ERGİN, Muharrem, Orhun Abideleri, _nceleme., Bogaziçi Yay. 31. Baskı , 2003 İstanbul,

_ FODOR, Dr. Ferenc, Journal Of The Institute For Hungarian Studies, Vol. 1, Number 2, October, 1996

_ KINAL, Füruzan, Çivi Yazısının Dogusu ve Gelismesi, 19 Mart 1971, Türk Tarih Kurumu (Konferans), Ankara

_ KORKMAZ, Zeynep, Vılhelm Ludwıg Peter Thomsen (Hayatı ve Türklük Bilimine Hizmeti), TDAY Belleten 1993, 1995, Ankara, 1-11 s.

_ ORKUN, Hüseyin Namık, Eski Türk Yazıtları, Türk Dil Kurumu Yayınları: 529, Ank., 1987

_ SERTKAYA, Osman Fikri –ALYILMAZ, Cengiz –BATTULGA, Tsendıyn, Mogolistan’daki Türk Anıtları Projesi Albümü, Türk _sbirligi ve Kalkınma _daresi Baskanlıgı (TİKA), Ank., 2001

_ SZOBADOS, Robert, Ancient Hungarian Rovás/Runic Writing,

_ SZOBADOS, Robert, The Acient Hungaritan Alphabet,

_ SZOBADOS, Robert, The Runıc Text Processor Freeware Homepage, The Hungarian Runic Writing,

_ TEKİN, Talat, Orhon Yazıtları – Kültigin, Bilge Kagan, Tunyukuk, Yıldız, Dil ve Edebiyat I, _st., 2003

_ TEKİN, Talât, Orhon Yazıtları, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ank., 1988

AYDIN ÜSTÜNDAĞ 01.02.2013

sekel1

Resim 1: Nikolsburg alfabesi olarak bilinen eser.sekel2

Resim 2: İstanbul Yazıtının V. Thomsen’in el yazısı ile çözülmüs hali.

sekel3

Resim 3: Marsigli Takvimi, Bologna metninde harflerin karsılıklarını gösteren sayfa.sekel4

Resim 4-5: Marsigli Takvimi, Bologna metni 681 ve 685. sayfalarından örnekler.sekel5

Resim 6: Marsigli Takvimi Bologna metni 1. kısmı.

sekel6

Resim 7: Telegdi rudimentası, Giessen nüshasının ilk sayfası

sekel7

Resim 8: Telegdi rudimenttası 2. sayfası

sekel8

sekel9

Resim 10: Johannes Kajoni’nin, Telegdi’nin alfabesine dayanarak kendisinin yazdıgı runik alfabe ve Latince karsılıklarısekel10

Resim 11: Cizvit misyoneri Zakarias Janos’un, Peru’dan 16 Nisan 1756 gönderdigi mektup.sekel11

Reklamlar