Etiketler

, , , , , , ,

Türk Tarih Tezleri
Ord. Prof. Dr. Reha Oğuz Türkkan
Türkler Ansiklopedisi Cilt 20

1. “S” Kôklü İsimler

İlk doğan (Türkmenistanlı ve Harezm-Maveraünnehirli) “Ön-Türkler”, temelinde “S” sesi olan adlar kullanıyorlardı. Bu “S” sesine eklenen sesli harf, kâh kendilerince, kâh komŞu kavimlerce çeşit çeşit olabiliyordu. En eski şekli “Su” olsa gerek; Su-var (Subar, sonraki Sabır, Sabir, Sibir) ve Su-mer gibi.

Tek başına “Su” adının ve bundan türeme veya bozulma “Sus”, “Şu”, “Çu”, “Çeu” şekillerinin de kullanıldığı gôrülüyor. Daha sonra “Sa”, “Sa-ha/Saka” ve “Skt” adları da belirmiştir fakat kôk hep bu ilk “S” sesidir.
“S”li ses veren adların Ön-Türklerde bir yandan Mezopotamya‟dan Çine, ôte yandan Akdeniz‟e ve Karadeniz‟in kuzeylerine kadar yayılmış olması Türkler arasındaki ônemini gôsteriyor. Bu “ilk doğan” Türklerin ilk doğum ve sonraki yerleşme yerleri -dağlı ve bozkırlı olan İlk-Türklerden farklı olarak- hep büyük “su”ların civarlarında, kıyılarında veya aralarında olmuştur. Balkaş-Aral gôlleri, Hazar denizi (Batıdan gôçüşü anlatan en eski Türk efsanelerinde “Büyük Deniz/Su”), Maveraünehir (İki-Nehir Arası=Seyhan/Ceyhan) ve gene iki nehir (Fırat-Dicle) arası. Daha sonraları gôrülen “To-Sa” adı belki de Tur/Su kaynaşmasının ifadesiydi. 
Ön Türklerin bir koldan akrabası olan Urallı “Finler”, yüzlerce gôlle kaplı Kuzey yurtlarına gôçtüklerinde ülkelerine “Su-omi” demişlerdir. (bugün de bu ismi kullanırlar).

2. “Kh” Kôklü İsimler
Altaylar‟da doğan (2. doğuş) “İlk-Türkler”, Çin arşivlerinden ve sonraki Türk belgelerinden ôğrendiğimize gôre h ve kh sesli isimlerle anılıyorlardı. Çin kayıtları bu isimleri Hu, Hyen-yen, Hıyungnu, Kun ve Hun gib çeşitli sesli ideogramlarla yazıyorlar. Bu isimlerin anlamı henüz aydınlanmamıştır. “Khu”=insan, “Kun”=güneş ve halk, “Kyung”nu= Koyunlu gibi izah denemeleri belki de yakıştırmadan ôteye gitmez.

Tarihçi N. Atsız, “Hun” adını “Kun=Koyun”, “Hyungnu”yu da “koyunnu/koyunlu” olarak çôzmek istemiştir.

Bozkırlı Hunlar ve onların torunları diye iddia edilen Oğuz-Türkmenlerde “Akkoyunlu” “Karakoyunlu” gibi aşiret ve devlet isimleri olduğundan, iddiasının doğru olması ihtimali vardır.

Eğer Kun (“Tur”daki “u” harfinin “Tür” olarak değişikliğe uğraması gibi, “Kun”da “kün” olarak okunabilirse, “Gün” ve “Güneş” anlamı çıkar (eski türkçede güneş “KÜN” şeklinde sôylenirdi ve “Tek Tanrının sembolü” sayılırdı. (Kızılderili medeniyelerinde de KÜN=güneş). Bu yorum da bir varsayımdan ôteye gitmez.

3. “Og” “Ok” Kôklü İsimler

Kuzey Türkleri daha sonraları “Oğuz” ve “Oğur”lar olarak da tanınacaklardır. Bizce bu sadece “kabileler” (boylar) demektir. “Oğ/Ok” Türkçede daima bu anlamda kullanılmıştır ve hakim olan (yay sahibi, yônetici, tahttaki olan) tebalarına, kabilelere, statülerinin simgesi olarak “ok” yollar. Türkçede en eski çoğul eki “R” sonraları Çuvaşlar ve Sahalar hariç), “Z” (daha sonra da “ler-lar”) şekline girmiştir. Şu halde “Og+r” ve “Oğ+z”, boylar, kabileler demektir. “Kutrigur”lar, “Onogur”lar, Dokuz Oğuzlar…vb. (bazen “o” düşmüş, sadece “Gur”lar, “Guz”lar şekli kalmıştır.

4. “Türkmen” Adı

“Oğuz” ve “Türkmen” isimleri, kimilerine gôre aynı, kimilerine gôre ise ayrı iki kavmin adıdır.Prof. Z. V. Togan bu konuya şu açıklığı getirmiştir: “Herhalde Türkmenlere „Oğuz‟ denilmiş, fakat hakiki gôçebe Oğuzlara „Türkmen‟ denilmemiştir” (a.g.e., 187, 188).Prof. Faruk Sümer, sırf Oğuzlara tahsis ettiği eserinde, ayırımın daha çok din açısından olduğunu belirtiyor: “Oğuzlar‟dan Müslümanlığı kabul eden zümrelere, onları gayrımüslim kardeşlerinden ayırtetmek için, Maveraünnehir Müslümanlarınca „Türkmen‟ adı veriliyordu.” (a.g.e., s. 51).

Bu adın kullanılış sebebi de, Orta Asya‟da ilk defa Müslümanlığı kabul eden bir Türk boyunun “Türkmen” adlı oluşundandı (bu Türk boyu Balasagun civarında yaşıyordu). O ad, Orta Asya‟nın Müslümanları arasında “Müslüman Türk” anlamına geliyordu. Bu hususun büyük Türk ilim adamı El-Birunî tarafından da doğrulanmış olması kabulune sebep olmuştur.

Oğuzlar, yarı gôçebe, yarı yerleşik olan Müslüman Türkmenleri “yatık/tembel” saydıkları için bu adı, kendileri Müslümanlığı kabul ettikleri zamandan sonra da kolay kabul etmemiĢler veya “Oğuz” kimliklerini unutmamışlardır.
Ancak 13. yüzyılın başlarından itibaren her yerde “Türkmen” “Oğuz‟un” yerini almıştır. (bugün de konar-gôçer yôrükler, konar-gôçer de olsalar Türkmenleri kendilerinden farklı saymaktadırlar).

Reklamlar