Etiketler

, , , , , , , , , , , , , , ,

Fotoğraf : Tel Açana Eserlerinden

Ortadoğu’da Türklerin Varlığı Tartışmaları ,
Türkler Ansiklopedisi Cilt 1
Prof. Dr. Ekrem Memiş

Mezopotamya‟da büyük bir imparatorluk vücuda getiren Sami kôkenli Akkadların vesikalarından ôğrenildiğine gôre, M.Ö. 3. binyılın sonlarında Mardin merkez olmak üzere Güneydoğu Anadolu Bôlgesi ile Kuzey Mezopotamya’daki Musul ve Kerkük dolaylarında Hurriler adıyla anılan bir kavim oturuyordu. Hurri dili üzerinde yapılan filolojik tetkikler, bu kavmin dilinin Asya kôkenli dillerden olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca bu dilin, M.Ö. 9-6. yüzyıllar arasında Doğu Anadolu’da güçlü bir devlet kuran Urartu kavminin diline benzediği, bir başka deyişle M.Ö. 1. binyılda karşımıza çıkan Urartularla M.Ö. 3. binyıl Akkad metinlerinden tanıdığımız Hurrilerin akraba oldukları tespit edilmiştir.
Demek oluyor ki, M.Ö. 3. binyıl Anadolu kavimlerinden biri de, Güneydoğu Anadolu’da oturan ve daha sonraları Kuzey Mezopotamya ve Kuzey Suriye’ye kadar sirayet eden Hurrilerdi. Ancak, Doğu Anadolu Bôlgesi’nde yapılan arkeolojik kazılar ve yüzey araştırmaları neticesinde ele geçirilen buluntulardan, M.Ö. 6000-5000 yılları arasına tarihlenen Neolitik devir kültürü ile M.Ö. 5000-3000 yılları arasına yerleştirilen Kalkolitik devir kültürünün de Hurrilere ait olduğu anlaşılmıştır. Hatta, M.Ö. 3. binyıla tarihlenen Eski Tunç Çağı kültürü ile Kalkolitik ve Neolitik devir kültürleri arasında hiçbir kopukluğun olmadığı tespit edilmiştir. Bu da bize gôsteriyor ki, arkeolojik buluntulara gôre hüküm vermek gerekirse, Doğu Anadolu Bôlgesindeki Hurri kültürünün kôkleri, günümüzden 8000 yıl ôncesine dayanmaktadır. Bir başka ifade ile Proto-Türk kavimlerinden biri olarak kabul ettiğimiz Hurriler, Anadolu‟nun en eski sahiplerinden biridir.

Yazılı belgelere gôre, M.Ö. 3. binyılın 2. yarısından itibaren tarih sahnesine çıkan, fakat arkeolojik buluntulara gôre, Doğu Anadolu Neolitik ve Kalkolitik kültürlerinin de sahibi olan Hurriler, M.Ö. 2. binyıl Ön Asya tarihinde de ônemli roller oynamışlardır. Gerçekten, yazılı kaynaklardan anlaşıldığı kadarıyla, ôzellikle M.Ö. 18. yüzyıldan itibaren birtakım Hurri memleketlerinden sôz edilmektedir. Bunlardan birisi, asıl Hurri devletinin bulunduğu bôlgedir ki, burası Van Gôlü‟nden itibaren Kızılırmak ve Yeşilırmak‟ın Karadeniz‟e dôküldüğü yerlere kadar uzanan ülkedir. Geniş manada Hurri ülkeleri sahası; kuzeyde Kafkaslar‟dan güneyde Suriye ve Yukarı Mezopotamya‟ya, batıda Toroslar‟dan doğuda Zağros dağlarının ôtesindeki Urmiye Gôlü‟ne kadar uzanıyordu. Burası ôyle bir sahadır ki, sôzü edilen devirde, arkeolojinin tespitine gôre, Sümer ve Babil kültürü dışında tamamıyla yeni ve homojen bir yapı arz etmektedir. Ancak bu dağlık sahalarda henüz yeterli derecelerde araştırmalar yapılmamış olduğundan, yazılı belgeler çok azdır. Bununla beraber, M.Ö. 2. binyılın ilk yarısında Hurrilerin merkezi bôlgesinin Van Gôlü sahası olduğu anlaşılmaktadır.

M.Ö. 1950-1750 yılları arasına tarihlenen Kültepe Çağı (Asur Ticaret Kolonileri Devri) metinlerinde az miktarda Hurri şahıs isimlerine rastlanıldığı gibi, Orta Fırat Bôlgesi‟ndeki Mari arşivinde de Hurca dinî tabletler bulunmuĢtur. Bu sonuncular, Hammurabi devrine (M.Ö. 1728-1686) aittirler. Dicle‟nin doğusunda, Kerkük yôresindeki Arrapha-Nuzi metinlerinde Hurri Ģahıs adlarına, Tel Açana‟da (Hatay bôlgesi) yapılan kazılarda da Hurri sanat eserlerine rastlanmıştır. M.Ö. 2. binyılın ortalarında Hitit vesikalarında “Kizzuwatna” olarak gôsterilen Doğu Kilikya‟da da (Çukurova ve Amik Ovası), Hurrilerin hkim bir rol oynadıkları anlaşılmaktadır.
Belgelerden ôğrenildiğine gôre, Eski Ön Asya‟daki Hurri-Mitanni Devleti‟nin sınırları doğuda Kerkük‟ten batıda Akdeniz‟e kadar uzanmaktaydı. M.Ö. 1550-1350 yılları arasında Ön Asya‟nın en kudretli devletlerinden biri olan Hurri-Mitanni Devleti‟nin başkenti, bugünkü Urfa-Ceylanpınarı ile idantifiye edilen Vaşşugani şehri idi.
Eski ve Orta Hitit devletleri zamanında (M.. 1700-1450) Güneydoğu Anadolu‟da yer almış olan Hurriler, I. HattuĢili‟nin batıya sefer yaptığı bir sırada başkent Hattuşaş dışında kalan bütün Hitit ülkesini işgal etmek suretiyle büyük bir askeri ve siyasi üstünlük gôstermişlerdir. Fakat şunu belirtmek lazımdır ki, Hurrilerin kültürü, ôzellikle dini inançları, Hititleri çok etkilemişştir: Hattuşaş kazılarında ortaya çıkarılan bazı dini metinlerin Hurri diliyle yazılmış oldukları gôrülmüştür. Hititler pekçok Hurri tanrısını benimseyip kabul ettikleri gibi, bazı Hitit kralları da Hititçe adlarının yanı sıra Hurrice isimler de almışlardır. Örneğin Hititler, Hurrilerin baŞtanrısı Teşup ve onun eşi Hepat‟ın adlarını Hurri dilindeki biçimleriyle kullanıyorlardı. Hurri kôkenli Kumarbi Efsanesi ve diğer birçok efsane ve destanlar, Hitit mitolojisi ve edebiyatına girerek, kültürel alanda geniş ve derin tesirler yapmıştır. Nitekim dini tesirler altında bir kısım Hitit kral ve kraliçelerinin Hurrice isimler taşımış olmaları, bu hususun en kuvvetli delilleri olsa gerektir.
M.Ö. 2. binyılın ortalarında Hurri-Mitanni Devleti, Eski Ön Asya‟nın en kuvvetli siyasi güçlerinden biri iken, şuppiluliuma‟nın seferleriyle kudretini kaybederek, Hititlere bağlı ve Asur‟a karşı tampon bir ülke haline getirilmiştir. M.Ö. 1200‟lerde cereyan eden Ege Gôçleri neticesinde ise hem Hitit İmparatorluğu, hem de Mitanni Devleti, tarih sahnesinden çekilmişlerdir. Fakat bu, Hurrilerin etnik olarak Anadolu‟dan tamamen silindiklerine işaret etmez. Tam tersine onlar, M.Ö. 1. binyılda Van Gôlü ve civarında Urartular adıyla tekrar karşımıza çıkacaklardır.

 

Reklamlar