Etiketler

, , , , , , , , , , , , , , , ,

Her ne kadar batı Tarihçiliğinin kurucuları İskandinav halklarının kökenlerini doğudan göçe bağlasa ve Türk bağlantıları kursa da, daha ileriki zamanlarda batı merkezli tarihçilik anlayışı içinde bu tezlerden vaz geçilmiş ve ağza bile alınmamaktadır.  Hatta kendi atalarını ve bir çok Avrupa ülkelerinin tarih kurucularını sırf bu tezleri nedeniyle şimdilerde küçümsemekte ve bu konuları hikaye olarak görmektedirler. Onlar bu anlayışa devam ede dursunlar ve genç nesillerine atalarının tezlerini saçma olarak yansıtmaya devam etsinler; her geçen gün bu tezi güçlendirecek yeni bulgular da gün ışığına çıkmaya devam ediyor.

Bugünkü İran içinde yer alan Kaşkay bölgesinde bir çok Türk eseri yer almaktadır. Bunlar balballardan tutun koç başlı ve koç heykelli mezar taşlarına kadar uzamaktadır.

(Kaşkay kadim Türk bölgelerinden biridir ve şu an bile Kaşkay Türkleri, İran’da yaşayan Azerbaycan Türklerinden sonraki en kalabalık ikinci Türk Halkıdır. İran diye bilinen ülkenin hali hazırda %50 ye yakın nüfusunun “Türkçe konuşan” Türkler ve 40 Milyon civarı nüfusunun ise Türk kökenli olduğunu  da burada belirtmek isterim. Zaten İran’ın sınırının Kuzey yarısı bugün bile Türkler tarafından “Güney Azerbaycan” olarak adlandırılmaktadır. Kaşkay ise daha güneyde yer alan bir Türk bölgesidir.)

İşte bu Kaşkay da bulunan bir Anıt eser dikkatimizi çekti. Bilindiği gibi İran dan bu tarz bilgiler almak, araştırmalar yapmak ve görseller elde etmek bir hayli güçtür. Çin gibi kapalı kutulardan biridir. Yukarı da yer alan görselde Kaşkay da yer alan bu Anıt eseri görüyoruz.

https://onturk.wordpress.com/2012/05/08/iskandinavlarin-turk-atalari-konusuna-guclu-bir-kanit-daha/

Bu Anıt eserin üzerinde ortada oturan bir “Kişi”, Solunda kadin Türk inancında ve Türkün bulunduğu her yerde kutsal sayılan bir “Hayat Ağacı” Sağında bir hayvan ki, “Kurt” olması muhtemeldir, üzerinde omuz bölgelerinde duran “İki Kuş” (Şahin, Kartal, Karga?) görüyoruz. Bu bulgular daha önceden çokça dillendirilmiş olan “İskandinav İlahı Oden” ve Ön Türk tarih tezine göre yine “Oden” olduğu düşünülen “Uygur Kağanı Buku Tigin” i bizlere anımsatıyor. Tüm bunların yanında Kaşkay daki bu Anıt eserdeki kişinin başının üzerinde “OQ” “Tengri” Tamgası yer almakta ki, bu en büyük kanıtlardan birini oluşturuyor. Hatta Kurtlar ve Kuşlardan bile etkili. Nedeni ise İskandinavlar, Türklerin bu bir çok anlamı olmasını yanında “ON” “OQ” Boylarını da betimleyen ve iç içe kullanıldığında “Tengri Tamgasını” oluşturan bu Tamgaya “Oden Haçı” demektedirler. Kadim Türk bölgelerinden, İskandinavya bölgesine kadar bir çok alanda bu şekle rastlanmaktadır.

(Bu Tamga Avrupa da Hristiyanlıktan önce bile kutsal sayılmış, hatta bu kadim Türk Tamgası Hristiyanlığa da bu şekilde kutsal bri simge olarak girmiştir. Daha sonra ise İsa’nın gerildiği düşünülen Çarmıh aslında bir “X” (çarpı) olduğu halde, bu işaret atfedilmiş ve “+” (artı) olarak kabul edilmiştir. Bunun doğrusunu bugün tüm batılı din adamları bile bilmektedirler..)

Tarih İlahlaştırılan Kahramanlar ve Liderler ile doludur. İşte Türk Kağanları da ordularıyla beraber gittikleri, göçtükleri yerlerde bölgede yaşayan küçük halk tabakalarını hem baskın kültürleri, inançları, hemde dilleri ile o kadar çok etkilemiş ve bulundukları yerde o derece büyük işler başarmışlardır ki “uzun zamanlar sonra İlah” olarak anılmaya başlamışlardır. Efsaneler ve Mitolojiler de zaten böyle doğmaktadırlar.

(Malumunuzdur ki, zamanın da bir Çoban insanların hayatlarını derinden etkilemiş, dünya görüşlerini değiştirmiş, Kahraman olmuş, Peygamber olmuş hatta ileride inananlarınca Rabbın oğlu olmuş; “ama bugün bir çok Hristiyan için ise zamanında “Rabbın yeryüzünde görünen yüzü” ve günümüzde ise doğrudan bir “İlahdır”  İşte bu, kişiyi ilahlaştırma süreçi tarih boyu bir çok kez karşımıza çıkıyor)

Bu Kaşkay bulgusunun öncesinde bir çok bulgu ve bilgi zaten konu hakkında bize yeteri kadar kanıt sunuyordu. Bunları tekrar bir gözden geçirmek gerekirse.

İskandinav Halklarının İlahı olan Oden (Odin) in iki Kargası ve iki de Kurdu vardır. İsveç Tarihçiliğinin kurucusu Prof. Sven Lagerbring şöyle yazmaktadır:

“Bizim atalarımız Oden’in yoldaşları Türklerdir. Bu konuda elimizde yeterli belge var. Onları Traklar ya da Getler olarak göstermek isteyenler var. Eleştirme gereği duymuyorum. Benim vardığım sonuçlar değişmiyor. Çünkü bunlar da aslında Türklerle bir serüveni olan halklardır. Liderlerimiz rahatlıkla, atalarımızı Türkler ve Göçerler olarak gösteriyorlar.”

1179-1241 yılları arasında yaşamış İzlandalı tarih ve destan yazarı, devlet adamı Snorri Sturlason’un “Heimskringla” adlı eserinin “The Ynglinga Saga” adlı bölümünde şunlar yazar :

“Odin’in büyük topraklara sahip olduğu dağın güney yamacı Türk ülkesine (Turkland) uzak değildi.”

Doç. Dr. Haluk Berkmen Ön Türk tarihi yazılarında şunları söylüyor :

“THOR adı, TUR sözcüğünden, ODİN adı da OT-İN, yani  “Gökten inen OD – Ateş” sözünden türemiştir.” – Yani Odin ve yine kendisi gibi İlah olan oğlu Thor da aslında Türktürler.

Sn. Turgay Kürüm ise; Oden’in Uygur Türk Kağanı Buku Tigin’e hem kuşları, hem kurtları ile benzerliğine dikkat çekmektedir.. Oden’in ve ileride ticari ve kültürel ilişkiler kurduğu komşu Türklerden, beraberinde bölgeye gelen bazı Türk boylarının büyük oranda İskandinav kültürünü ve dilini,  Türk kültürü, dili ve yazısıyla etkileyen bir Önder – Komutan olduğunu ortaya koymakla kalmayıp, İskandinavya da bulunan kadim yazıları , yine Kadim Türk abecesi ve dili ile okuma önerileri sunmaktadır.

İşte tüm araştırmalar ve kanıtlar, bu yeni Kaşkay bulgusu ile de birleştiğinde bizlere İskandinavların Türk Ataları konusunda yeni ufuklar açmakta, Ön Türk tarih tezine yeni kanıtlar oluşturmaktadır.

Uygur Göç Destanları, hem Çin hemde İran kaynaklarında yazılı olarak bulunur. Kısaca şu şekildedir :

“…Beş çocuğun büyükten küçüğe doğru adları şöyle idi: Sungur Tigin, Kutur Tigin, Tükel Tigin, Ur Tigin ve Buğu Tigin. En güzeli, en akıllısı ve beceriklisi Buğu Tigin idi. Onu kağan seçtiler.

Tanrı ona üç karga vermişti. Bu kargalar bütün ülkede olup biteni haber verirlerdi. Bir gece Buğu Kağan uyurken penceresinden odaya bir kız girdi. Buğu Kağan korktu ama ses çıkarmadı. Bu kız ikinci gece ve üçüncü gece tekrar geldi. Bunun üzerine kağan rüyasını vezirine anlattı ve vezir de ona kızla görüşmesini, konuşmasını tavsiye etti. Buğu Kağan, rüyada gelen o kızla, her gece Ak Dağ’a giderek gezmeye başladı.
Günlerden sonra Buğu Kağan’ın rüyasında, bu defa ak sakallı, ak asalı bir ihtiyar girdi. Ona fıstık şeklinde ve büyüklüğünde bir yüzük taşı vererek dedi ki: “Bu taşı sakladığın müddetçe dünyanın dört tarafına hâkim olacaksın.”

Aradan zaman geçti. Buğu Kağan’ın çocuklarından biri kağan oldu. Onun zamanında yurdun bütün hayvanları, canlı cansız bütün varlıkları, dile gelip derin bir üzüntüyle “Göç! Göç” diye bağırmaya başladılar. Bunu ilâhî bir işaret, bir emir sayan Uygurlar da, yurtlarını bırakıp yollara düştüler. Fakat nereye gitseler, nerede dursalar “Göç! Göç!” sesleri kesilmiyordu. Göçe devam ettiler. Nihayet, Beş-Balık’ın bulunduğu yere geldikleri zaman sesler kesildi. Onlar da “Demek, yurt tutacak yer bu yermiş!” diye orada kaldılar. Bulundukları yere beş mahalle yaptılar. Mahalleler büyüdü, şehir oldu ve şehrin adını Beş-Balık koydular.

– Kürşad BAYTOK

İskandinavların Türk Ataları:

https://onturk.wordpress.com/2011/03/23/iskandinavlarin-turk-atalari/

Avrasya Runik Yazı : Yazı içinde “Odin” ve “Buku Tigin” konusunun işlediği bir bölüm mevcuttur.  (Sn. Turgay Kürüm)

http://www.kuzeyipekyolu.com/AvrasyadaRunikYazi.pdf

Kök Tengri – Odin : (Doç. Dr. Haluk Berkemn)

http://www.astroset.com/bireysel_gelisim/kadim/k11.htm

Kaşkay Anıt Eser görseli için, bize ulaştıran Sn. Gökçen Göksel’e teşekkürler.

Reklamlar