Etiketler

, , , ,

1. Huncadan (Türük Bil öncesinden) Çinceye Geçen Kelimeler

HWC.’de 28 kelime Hunca kaynaklı gösterilmiştir. Bunlardan 14’ünün orijinal şekli gösterilmiş,

14’ünün ise gösterilmemiştir. Orijinalı gösterilmeyen kelimelerin Eski Çincenin telaffuz kurallarına göre yeniden yapılandırılması (reconstruction) gerekmektedir. Hunca kaynaklı gösterilen  chányú“Hun hükümdarı” (XHC.,s. 117),  luòtuo “deve” (XHC., s. 752),  xiānbēi “Siyanpi” ( XHC., s. 1246),

xīngxīng “şempanze” (XHC., s. 1288) gibi 4 kelime bugünkü Çincede çok kullanılmaktadır. Hunca

kaynaklı gösterilen kelimeler şunlardır:

1. chányú “Hun hükümdarlarının unvanı”< Hun. sanok / tsanak, HWC., s. 63

2chēnglí “tanrı”< Hun. tängri [Türkçesiyle aynıdır], HWC., s. 65

3chēnglígūtū chányú “Hun hükümdarlarının tam unvanı” < Hun. tängri toğ

sanok [tängri “gök “, toğ “oğul “, sanok “muazzam” anlamındadır], HWC., s. 65

4. chēnglídúgū “Gök oğlu”< Hun. tängri toğ , HWC., s. 65

5dòuluò “mezar” < Hun. tou – lo / tu – lo, HWC., s. 84

https://onturk.wordpress.com/2011/08/10/dogrudan-ve-dolayli-ve-dolayli-olarak-cinceye-gecen-turkce-kelimeler/

6. gūtú “Hun hükümdarlarının unvanı”< Hun. toğ [Aslı anlamı ” oğul “dur < Tü. toğ ”

doğurmak “], HWC., s. 122

7. gŭlí “Hunlarda askeri ve memuri işleri idare eden, yabğu derecesinin altında bir rütbe

adıdır.”< Hun. tura, HWC., s. 124

8. gŭdūhóu “Hunlarda yabancı soylu aristokratların üstlendiği rütbe adı olup, Chanyu ve

sağ-sol vezirin yardımcısıdır” < Hun. gudu, HWC., s. 124

9guōluò “kemer” < Hun. qwağlag / qwağrag, HWC., s. 127

10jìnglù ” Hun kılıcı” < Hun. king – luk [Aslı anlamı “satır” dır < Tü. qyng hrq. Tü. qïlïç;

kilidji ” kılıç “tan geldiği de söyleniyor], HWC., s. 163

11luòtuo “deve” < Hun. dada, HWC., s. 219

12luòdī “bir çeşit ayakkabı” < Hun. HWC., s. 219

13ōutuó “1. sınır gözetim evi; 2. her iki tarafın egemenliğinde olmayan sınır arazi”

<Hun.HWC., s. 263

14qílián “gök, tanrı” < Hun. HWC., s. 283

15. qiĕqú “Hunlarda rütbe adı” < Hun. HWC., s. 287

16rìzhú “Hun kağanlık sarayındaki görev unvanı” < Hun. ( HWC., s 292 )

17. shīzhú “Hunlarda rütbe adı”< Hun. HWC., s. 315.

18.shībǐ “Hunlarda kullanılan, üzerinde serbi denilen hayvanın sembolü işlenmiş bir çeşit

kemer” < Hun. serbi,HWC., s. 315

19. túqíwáng “Hunlarda chanyudan sonra en yüksek rütbedir” < Hun. HWC., s. 346

20.wēnyúdī “Hun kağanlık sarayındaki görev ünvanı” < Hun. HWC., s. 358

21.wŭsī “kağanlık sarayı” < Hun. HWC., s. 363

22.xiānbēi “1. aslında eskiden Siyanpilerin kutsal bildikleri, dolayısıyla onu kabile adı

olarak kullandıkları bir çeşit hayvandır; 2. bu tür hayvanın sureti işlenmiş kemer” < Hun. serbiHWC., s.371

23. xīngxīng “şempanze” < Hun. HWC., ss. 374-375

24yānzhī “1. çiçek adıdır, 2. tütün çiçeğinden yapılmış, bayanların kullandıkları makyaj

malzemesidir” < Hun. HWC., s. 381

25yānzhī “Hunların evlenmiş kızlara verdikleri isimdir; 2. Han sülalesi döneminde Hunların

kağanın hatununa verdikleri isimdir” < Hun. HWC., s. 381

26yùjiān “Hunlarda rütbe adı” < Hun. HWC., s. 397

27zhănjiāng “Hun kağanlık sarayındaki görev adı” < Hun. HWC., s. 403

28. zī “köle” < Hun. ze, HWC., s. 409

2. Türkçeden Çinceye Geçen Kelimeler

HWC.’de 52 kelime Türkçe kaynaklı gösterilmiştir. Bunların wùlìshè hariç tümünün Türkçedeki orijinal şekli de gösterilmiştir. Bunlardan para anlamındaki “tenge” kelimesiyle bir tür çiçek adı olan “çambağ” kelimesinin Sanskritçe kökenli olduğu ifade edilmiştir.  hǔpò ve sàbǎo kelimelerinin kökeni ise belirlenememiştir. Türkçeden Çinceye geçmiş kelimelerden bì lì “çalğı aleti”(XHC., 60),kōnghóu “kopuz”( XHC., s. 648), zhēnzhū “inci”(XHC., s. 1467) bugünkü Çincede de kullanılmaktadırTürkçe kaynaklı gösterilen kelimeler şunlardır:

1. ā bō “rütbe adı” < Tü. apa, HWC., s. 1

2.  àiwūchì “danışma bürosu”< Tü. ayruçï, HWC., s. 16

3. àidēng nínglí “ay tanrısı”< Tü. aï-tängr〈, HWC., s. 16

4. bā’érsī “pars” < Tü. bars, HWC., s. 26t

5.bìlì “Eski dönemdeki borulu çalğı aleti. Han sülalesi döneminde batı ülkelerinden

girmiştir, Tang, Song sülalesi ziyafet müziklerinin önemli çalğısıdır”< Tü. bäri / beri, HWC., s. 44-45

6. bóbù “pamuktan yapılmış kumaş” < Tü. böz, HWC.,s. 53

7. bókè “beylik. Qing sülalesi döneminde Xinjiang (Doğu Türkistan) Uygur bölgesinde

“beylik” tesis edilmiş olup, her derecedeki beylik babadan oğula miras kalma özelliğine sahiptir” < Tü.

bäg, HWC., s. 53

8. bùérhūtì “kartal” < Tü. bürküt, HWC., s. 56

9. chuò “rütbe adı” < Tü. çor, HWC., s. 67

10. dágān “Türklerde rütbe adıdır”< Tü. tarqan, HWC., s. 69

11. dēnglì “gök, ilah” < Tü. tängri, HWC., s. 77

12  fúnĭ “içki” < Tü. bägni, HWC., s. 108

13.gēsīgēyóu “kurt yağı” < Tü. qasqïr yağ, HWC., s. 116

14. gǔna “deniz ayısı” < Tü. kuna, HWC., ss.124-125

15. héjùlù ” yiğitliği dolayısıyla itibar kazanmış kimse” < Tü. älp külüg, HWC., s. 136

16. hǔpò “bir çeşit süs taşı” < Tü. xubix. Suriyelilerin dilindeki harpax< Yunancadan

geldİği, bir de Orta Çağ Farsçası (Pehlevice)ndaki kahrupai‘dan geldiği söyleniyor. HWC., s. 141

17. huŏbùsī “kopuz”< Tü. qobuz / qûpûz, HWC., s. 145

18. jījīcǎo “bir çeşit bitki, hem yem olarak kullanılır, hem de sepet örülebilir “< Tü. çi,

HWC., s. 147

19.  kèdūn “Eski dönemde Türklerde ve Moğollarda kağanların hanımlarına verilen hürmet

adıdır” < Tü. qatun, HWC., s. 184

20. kèhán “Eski dönemde Türklerin en yüksek hükümdarlarına verdikleri hürmet adı”< Tü.

qağan, HWC., s. 184

21.  kōnghóu “Eski dönemdeki telli çalğı aleti, küçükleri en az 5 telli, büyükleri en çok 25

telliolurlar” < Tü. qobuz, qupuz, HWC., s. 190

22. quēlǜchuò “şerefli” < Tü. külüg-çor, HWC., s. 290

23.  ruòdī “iyi, üstün yetenekli, saygı değer kimse” < Tü. yaqçi, zaqçi, HWC., s. 293

24.  sàbǎo “Kuzey Qi, Sui, Tang sülaleleri döneminde zerdüşt din işlerine bakan memur” <

Tü. sarbov, HWC., s. 295

25. shābōlüè “rütbe adı” < Tü. išbara, HWC., s. 305

Doğrudan ve Dolaylı Olarak Çinceye Geçen Türkçe Kelimeler Üzerine

26.  shè “Türk ve Uygurlarda askeri rütbe adı” < Tü. šad, HWC., s. 310

27.  sìlìfā “rütbe adı” < Tü. iltäbir, HWC., s. 326

28.  sū “su” < Tü. su, HWC., s. 326

29.  suòmò “sevimli” < Tü. säbig, säbäg, HWC., s. 330

30.  tǎlè “söğüt ağacı” < Tü. tal, HWC., s. 335

31.  tèqín “Türk ve Uygur kağanlarının oğul ve kardeşlerinin üstlendikleri görev” < Tü.

tägin, tegin, HWC., s. 341

32.  ténggé “Eski dönemde Türk ve Uygur bölgelerinde kullanılan madeni para” < Tü.

tanga, tängä < Skr. tanka, Uyg. tenge, HWC., s. 342

33. toūshí “tunç” < Tü. tuç, HWC., s. 345

34.  tūlùmá “pamuktan yapılmış bir çeşit kumaş” < Tü. turma, HWC., s. 346

35.  tŭtúnfā “Türklerde memuri görev adı” < Tü. tutunbat, HWC., s. 347

36.  tŭtúnshè “Sui sülalesi dönemindeki Türklerde rütbe adı” < Tü. tutunšad, HWC., s.

37.  tuōsīgā’ĕr ” av kuşatanlar”< Tü. tosqawul, HWC., s. 350

38.  wūshākè “küçük”< Tü. ušaq, HWC., s. 362

39.  wuluò “yük hayvanı” < Tü. ulağ, HWC., s. 363

40.  wùlìshè “Sui sülalesi dönemindeki Türklerde rütbe adı” < Tü. HWC., s. 363

41. xiéyújiāsī “devletin bilgesi ya da danışmanı; insanların yol göstericisi” < Tü. il ügäsi [il

“devlet; halk; yurt”, ügäsi “akıllı, zekalı”], HWC., s. 373

42.  yānqí “köle” < Tü. ençi, HWC., s. 381

43.  yán “şarkı” < Tü. yïr, HWC., s. 382

44. yèluòhé “çevik, yiğit” < Tü. elaha, HWC., s. 385

45.  yè’ĕr “bölge, yer” < Tü. yer, HWC., s. 385

46.  yèhù “Türklerde rütbe adı” < Tü. yabğu, HWC., s. 385

47.  yĭjīn ” Türk kabile önderlerinin unvanı” < Tü. irkin, HWC., s. 388

48.  yìdūhù “beş sülale on devlet dönemindeki Koço Uygurlarının önderi” < Tü. idiqut <

ïdiq qut “kutsal hükümdar”, HWC., s. 389

49.  yùzī “kısım, taraf” < Tü. yüz, HWC., s. 397

50.  zhādúzún “hazırlık” < Tü. yaptursun, HWC., s. 401

51.  zhānfú “bir çeşit çiçek” < Tü. çambag [ < Skr. campaka ], HWC., s. 403

52.  zhēnzhū “inci” < Tü. inçü, HWC., s. 404

3. Siyanpiceden Çinceye Geçen Kelimeler

HWC.’de Siyanpiçe kaynaklı gösterilen kelimeler arasında 48 kelime Türkçe kökenlidir. Bunlar

şunlardır:

1.  āmódūn “anne”. “modun, modun” şeklinde de yazılır. <Siy. aβaγatun HWC., s. 9

2.  ā zhēn “kral sarayındaki mutfak” <Siy., HWC., s. 14

3. āgān “kardeş, büyük, değerli” <Siy., HWC., s. 4

4.  báliè “köprü” <Siy., HWC., s. 32

5.  bá “toprak” <Siy., HWC., s. 32

6.  bĭdézhēn “katip, yazıcı” <Siy. <Tü.- Mo. bitigči(n); bitäkčin, pitäkčin, HWC., s. 41

7.  chìnú “kurt” < Siy., HWC., s. 65

8.  chŭ “kabul etmeyi ifade eden ünlemdir” <Siy., HWC., s. 66

9.  duōbáizhēn “piyade asker” <Siy. tabaqčiin, HWC., s. 87

10 fúzhúzhēn “menzil emini” <Siy., HWC., s. 106

11 fùzhēn “aristokratların mutfağı” <Siy., HWC., s. 109

12 hégān “dayanak” <Siy., HWC., s. 136

13 hélázhēn “süvari, atlı asker” <Siy.allačin, s. 137

14 hèruò “sadık, bağlı” <Siy., HWC., s. 137

15 hòuníyú “talihlinin oğlu” <Siy., HWC., s. 139

16 hòu “toprak” <Siy., HWC., s. 139

17 kĕbózhēn “kapıcı” <Siy. <Tü.-Mo. qabïğčï(n) <Tü. qapuçı “kapıcı” (G. Doerfer, s.

53), HWC., s. 183

18 kĕsūn “kraliçe” <Siy. khasun <Tü. qatun, HWC., s. 184

19 mòhè “baba” <Siy., HWC., s. 246

20 mòtí “müfettiş derecesinde bir memuriyet ünvanıdır” <Siy., HWC., s. 247

21.  mùgúlü “kel” <Siy., HWC., s. 249

22. púdàzhēn “hükümdarların giysilerine bakan kimse” < Siy. <Tü. bögtäg “Eski Türk

aristokrat kadınlarının bir çeşit yüksek başlık”, HWC., s. 280

23. qĭfú “küçük oğul” <Siy., HWC., s. 284

24. qĭhàizhēn “cellat” <Siy., HWC., s 284

25.  qĭwànzhēn “tercüme memuru” <Siy. <Mo. kälmärčin “tercüme memuru”, HWC., s.

26.  qūji “alçak” <Siy., HWC., s. 289

27.  sāngqián “korunan yer” <Siy. sagan, HWC., s. 301

28.  shìlóu “yüksek” <Siy., HWC., s. 318

29.  sìfén “ot” <Siy. HWC., s. 326

30.  sìqíndìhé “bakan derecesinde bir görev unvanı” <Siy., HWC., s. 326

31.  suŏdùzhēn “koruyucu, koruma” <Siy. saqdaqčiʼn, saqdučiʼn, HWC., s. 331

32.  tà “Eski Siyanpilerin gök tanrıya tapmadan önce düzenledikleri bir çeşit tören” <Siy. tag

<Tü. tag, HWC., s. 333

33.  tiĕfú “babası Hun, annesi Siyanpi olan insan” <Siy., HWC., s. 344

34.  tūfā “yorgan” <Siy., HWC., s. 345

35.  tŭxī “eski, kadimi” <Siy., HWC., s. 347

36.  tuīyín “araştırmayı derinleştirmek” <Siy., HWC., s. 348

37.  tuō “toprak” <Siy., HWC., s. 348

38.  tuōduó “ne ilah, ne de insan olan mahlukat” <Siy., HWC., s. 348

39.  wū ăizhēn “birliğe girecek olan yabancı soyadlıları idare eden memur” <Siy.

uaġaičin, HWC., s. 360

40.  wūyĭn “ev” <Siy., HWC., s. 363

41.  xianzhēn “menzilhane süvarisi” <Siy. <Tü.-Mo. yamči(n) <Mo. yam “istasyon, durak”,

ĵam “yol”, HWC., s. 371

42.  yángzhēn “memuriyet unvanı” <Siy., HWC., s. 383

43.  yīdòujuàn “aydınlık”<Siy., HWC., s. 388

44. yòulián “bulut” <Siy., HWC., s. 396

45. yùruò “asalet unvanı” <Siy., HWC., s. 397

46. zhéhuìzhēn “yargıç” <Siy. jilruaičin <Tü.-Mo. julura(lug)či “memur”; Mo. ĵarguči,

HWC., s. 404

47. zhíqín “imparatorun yakınları” <Siy. tägin <Tü. tägin “imparator ailesinin evlatlarının

üstlendikleri görev unvanı”, HWC., s. 406

48. zhízhēn “kendi milletinin iç işlerini idare eden yönetici” <Siy. tägčin, HWC., s. 406

4. Tuyguncadan Çinceye geçen kelimeler

HWC’de Tuyguncadan geçen bir kelime kaydedilmiştir.

1.  mòhé “ “baba” <Tuy. (a)bağa <Tü. bağa “küçük”, HWC., s. 246

5. Uygurcadan Çinceye Geçen Kelimeler

HWC.’de 83 kelime Uygurca kaynaklı gösterilmiştir. Bunların 6’sinin Türkçe, 14’ünün Arapça,

14’ünün ise Farsça, 2’sinin Rusça, 1’nin Moğolca, 1’nin de Çince kökenli olduğu açıklanmıştır. Uygurca kaynaklı gösterilen bazı kelimeler köken itibariyle Uygurca değildir. Örneğin: aptowa (Far.),barat (Ar.), dawaz (Far.), doğa (Moğ.), gugut (Far.), majan (Ar.), nezir (Ar.), sama (Ar.),sapayi (Ar.), satar, senem (Ar.), tembur (Ar.), wehpe (Ar.). Bu kelimeler Uygurcaya yerleşerek Çinceye geçmiş kelimelerdir.83 kelime içerisinde Türkçe kökenli olarak gösterilen 6 kelime de dahil toplam 33 Uygurca kelime bulunmaktadır. Kitapta Uygurcadaki kız ve bayanlara saygı ifadesi olarak kullanılan hinim kelimesi Farsça kökenli gösterilmiştir. Ancak buradaki hinim kelimesi han-i-m hanım kelimesinden başka bir şey değildir. Dolayısıyla Türkçe kökenlidir. İki terkipli bazı kelimelerin biri yabancı kökenli, diğeri Türkçe kökenlidir. Örneğin: āqímùbókè ” hakimbeg “<Ar. hakim– tü.begānbā’ěrqí “ambarçi” <Far. ambar– Tü. çi; 普通抵项 pŭtōngdĭxiàng “pütün dihan” <Tü.pütün– Far. dihan. Uygurcadan Çinceye geçen kelimelerden 坎儿井 kăn’ĕrjĭng “yeraltı su kanalı” (XHC., s. 632),

kăntŭmàn ” kazma ” (XHC., s. 632 ), náng “ekmek” (XHC., s. 818), qiāpàn “ceket” (XHC., s. 906)

Çincede de kullanılmaktadır. Uygurca kaynaklı gösterilen kelimeler şunlardır:

1.  ābùdūwăhú “ ibrik” < Uyg. aptowa, HWC., s. 1

2.  ājí “Demokratik reform hareketinden önce Uygur yüksek tabaka zatlarının isimlerinin

sonuna ilave edilen hürmet adıdır “. < Uyg. haji < Ar. hajji / hajj ” kutsal yere bakıp tapınan ” <hajja

yola çıkmak, kutsal yeri ziyaret etmek”, HWC., s. 5

3. ādà ” yaşça ve itibarca büyük kimse ” < Uyg.~ Kaz. ata < Tü. ata ” baba, ata “, HWC., s.2.

4.  ā’ĕrqiē “Uygur feodal çiftliğindeki erkek uşak; ailedeki erkek köle” < Uyg. elqi

(HWC., s. 4 ).

5.  ākèsăkă’ĕr ” Uygur feodal çiftliğinin baş yöneticisi veya amiridir < Uyg. aksakal, HWC., s. 6

6.  ānà ” anne ” < Uyg. ana < Tü. ana, HWC., s. 9

7.  āqímùbókè ” Qing Sülalesi dönemindeki Şincang Uygur bölgesinde şehir ve köy işlerini idare eden en yüksek yöneticidir ” < Uyg. hakim beg hakim < Ar. hakim ” hükümdar “. beg < Tü. ], HWC., s. 11

8. āijiékè ” keman” < Uyg. ğijek, HWC., s. 15

9.  ānbā’ěrqí ” Uygur feodal çiftliğinde ambarı idare eden insan ” < Uyg. ambarqi [< Ar. anbar ” depo ” + Uyg. qi ( isim yapan ek ) ]HWC., 18

10.  à tākèqí ” ortakçı ” < Uyg. otakqi, HWC., s. 24

11.  bādámùmào “Üzerine badem çekirdeği şeklinde nakış işlenen Uygur şapkasıdır” <

Uyg. badam doppa badam < Far. bādām ]HWC., s. 26

12.  bālātèjié “Uygur, Tacik gibi milletlerin bayramı, yani yağlı kabak bayramıdır.

Genellikle ramazan bayramından 45 gün önce yapılır. Her ev yağlı kabakları bir direğe bağlayıp ateşe

verdikten sonra yere dökülenleri halk ayaklarıyla çiğner, böylece bela ve kazalardan kurtulduğuna inanır”. < Uyg. baratHWC., s. 28

13. bāyī ” servet sahibi ” < Uyg. bay [ < Tü. bay ], HWC., s. 31

14. bāzhā“pazar”< Uyg. bazar [< Far. bāzār ” bir çarşı”], HWC., s. 31

15. bàikă’ěr dǐxiàng “toprak ağaları için çalışan çiftçi köle” < Uyg. bikardihan

(bikar “boş, işsiz “, dihan ” çiftçi”) [ < Far. ], HWC., s. 34

16. bókè ” yönetici, ağa ” < Uyg. beg [ < Tü. ], HWC., s. 53

17. chálākè ” ağırlık ölçü birimi, yaklaşık 5 kiloya eşittir ” < Uyg. qarek [ < Far. ” dörtte

bir” ], HWC., s. 62

18.  chùnjí(tŭwù) “Uygurların üzüm kuruttukları toprak ev, kerpiçle yapılır,

havalandırılması için dört duvarı delikli yapılır”. < Uyg. qünqe, HWC., s. 67

19. dáfŭ (gŭ) “tef” < Uyg. dap [ < Far. tabiran ” tef ” ], HWC., s. 69

20. dáwăzī ” yüksek ip üzerinde yürüme, Uygurların geleneksel sporu. İpin bir ucu

yaklaşık 30 metre yükseklikteki direğe bağlanır, diğer ucu yere çakılan bir kazığa yatay olarak bağlanır, gösterici eline aldığı uzun düz bir dayakla müzik eşliğinde ip üzerinde gösteri yapar” < Uyg.dawaz, HWC., s. 70

21. dāoláng(wŭ) “Uygur halk dansı, genellikle festival ya da düğünlerde gösterilir” <

Uyg. dolan usuli dolan ” Güney Xinjiang (Doğu Türkistan)’daki bir nehir isminden gelmedir ], HWC., s. 75

22. dào’ā “Eskide Uygur feodal üst tabaka zatlarının yanlarında bulundurdukları uşaklar” <

Uyg. doğa, HWC., s. 75

23. dìdàikè “çiftlikteki kadın uşak, cariye” < Uyg. didek, HWC., s. 79

24. dūwă “dua” < Uyg. doa [ Ar. du’ā], HWC., s. 84

25. dútā’ĕr “iki telli saz” < Uyg. dutar [ < dut ” iki ” + tar “tel” < Far.], HWC., s. 85

26. gŏngnăisīzhŏngyáng “ince yünlü koyun ” < Uyg. küneskoyi künes Kuzey

Xinjiang (Doğu Türkistan)daki Künes ilçesi (Yani xin yuan xian )nin adından alınmadır]HWC., s. 122

27. gŭgŭtí “kükürt, kibrit” < Uyg. gugut, HWC., s. 123

28. hāzĭ bókè “Eski dönemdeki Uygur idareci, hakimbeğden bir kademe altındadır ” <

Uyg. kazbeg, HWC., s. 131

29. hăilĭmù “bayan, hanım”< Uyg. hinim [Far.], HWC., s. 133

30. hàn “1.1949’tan önce bazı yüksek tabaka Uygur erkeklerinin adlarının sonuna ilave edilen

san; 2. Uygurların bayanları ifade etmede kullandıkları san, ismin sonunda kullanılır “. < Uyg. han [ <

Tü.], HWC., s. 134

31.  hézhuō “1. İslam sahabelerine, Muhammed’in soyundan gelenlere ve İslam

ulemalarına, yani kutsal kişilere verilen hürmet sanı ; 2. Xinjiang (Doğu Türkistan) ve Orta Asya

bölgesindeki feodal yüksek tabaka İslami zatlarının kendilerine verdikleri san, yani aristokrat” < Uyg.

hoja [< Far. huājah], HWC., s. 136

32hēizīmăitíkă’ĕr “hizmetçi” < Uyg. kizmetkar [ < Ar. hidmat veya Far. hizmat

+ Far. kar ( yapım eki )], HWC., s. 138

33. jínàzī “tabut ” < Uyg. jinaza [ < Ar. janāz ], HWC., s. 150

34.  kălóng ” Eski Uygurların çalğı aleti, şekli kanuna benzer” < Uyg. kalun, HWC., s. 170-

35.  kăn’ĕrjĭng “Uygur ve başka millet halklarının dağdaki kar sularıyla tarlayı sulamada

kullandıkları su tesisidir, kuyular ard ardına sıralanacak şekilde kazılıp sonra dipten bir birleriyle

bağlanarak yeraltı su kanalı haline getirilir ” < Uyg. karizHWC., s. 175

36.  kăntŭmàn ” kazma, çapa ” < Uyg. ketmen, HWC., s. 175

37. kèyīkèkă “yumurta sarısı ile undan yapılmış ince çörek” < Uyg. kiyikqeHWC., s.

189

38.  kŭ’ĕr ” köle ” < Uyg. kulHWC., s. 191

39.  kù’ěrbānjié ” kurban bayramı” < Uyg. kurban heyt [ < Ar. ‘īd al-Qurbān ], HWC.,

s. 191-192

40.  măjiàng “Uygur ve diğer azınlık milletlerin kullandıkları süs eşyası, incileri ipe

geçirmek suretiyle yapılan bir çeşit kolye” < Uyg. majan, HWC., s. 228

41.  măisēng ” müezin” < Uyg. mezin [ < Ar. muazz(i)n ], HWC., s. 229

42măixīrèfŭ “Uygur ve diğer milletlerin küçük çaptaki geleneksel eğlence partısı,

genellikle kış sezonunda evlerde düzenlenir, katılımcılar genellikle erkeklerdi” < Uyg. mexrep [ < Ar.

maşrab “bar, yiyip içilen yer “], HWC., s. 229

43.  mòhéyān “sigara” < Uyg. mohorka [ < Rus. maxopka ], HWC., s. 246

44.  mùkămŭ “Melodi anlamına gelir, Uygurların münevver klasik halk müziği, 12

bölümlüdür, ‘ 12 makam ‘ diye adlandırılmıştır ” < Uyg. mukam [ muhtemelen < Far. muq “şarkı” + Tü. an ” şarkı ” ], HWC., s. 249

45.  nàzī’ĕrkŏng” Uygur dansı ” < Uyg. nazirqum, HWC., s. 253

46. năizī’ěr “Uygurların ölenlerin ruhu için düzenledikleri bir tür faaliyet, yakın kişiler

davet edilip çeşitli milli yemekler yenir” < Uyg. nezir, HWC., s. 254

47. náng “ekmek” < Uyg. nan [< Far. nān], HWC., s. 255

48. núgŭlā ” davul ” < Uyg. nağra [ < Far. ], HWC., s. 261

49.  pípí ” Uygurların nefesli çalğı aleti” < Uyg. pipi, HWC., s. 273

50.  pírándíkè “Bir çeşit şekerli bisküvi; bisküvi; pasta “. < Uyg. pranik, perendik [ <

Rus. pranik ], HWC., s. 273

51.  píyází ” soğan ” < Uyg. piyaz; Kaz. peyaz, HWC., s. 273

52. pŭtōngdĭxiàng ” toprak ağalarına yıllık çalışan çiftçi” < Uyg. pütün dihan dihan

< Far. ], HWC., s. 282

53. qímànduŏpà “Uygurlarda bir çeşit renkli çiçek işlenmiş şapka” < Uyg.

qimendoppa, HWC., s. 283

54. qiāpàn “Uygur, Tacik gibi milletlerde erkeklerin giydikleri bir çeşit yakasız uzun ceket” <

Uyg. qapan, HWC., s. 285

55. rèwăfǔ “Uygurların telli çalğı aletidir. Güney Xinjiang(Doğu Türkistan)’dakisi yedi

telli, Kuzey Xinjiang(Doğu Türkistan)’dakisi sadece beş telli olur” < Uyg. rawap [ < Far. rabāb ], HWC., s. 291

56. róubāyī “Uygur klasik şiirindeki bir türdür. Çinlilerin dörtlüklerine benzer” < Uyg.

rubay [< Far. ], HWC., s. 292

57.  ròuzījié “ramazan bayramı” < Uyg. Rozi heyt [ < Far. Roza roza ” perhiz ” ],

HWC., s. 292

58.  sàbāyī “Uygur çalğı aleti” < Uyg. sapay, HWC., s. 295

59.  sàidìkè “Eskiden her bayramda çiftçi kölelerin camiye verdikleri buğday” < Uyg.sedike [ < Ar.sadaqa ” dilenciye verilen para ” ], HWC., s. 298

60. sàinămŭ “Xinjiang (Doğu Türkistan)’ın çeşitli yerlerine yayılan Uygur vs. milletlerin

bir tür şarkılı dansı, bir kaç şarkının dansa uyarlanmasıyla meydana gelir” < Uyg. senem, HWC., s. 299

61.  shālăngmù “selam” < Uyg. salam [< Ar. salām ‘ sağlam, barış ‘, İbranicedeki shālām

(” barış”) ile aynı kökten ], HWC., s. 306

62.  shālǜ “öğreti” <Eski Uygurca. šazin, HWC., s. 306

63.  shāmàn “Uygurların bir çeşit dansı” < Uyg. sama, HWC., s. 307

64.  shātā’ĕr “Uygurların telli çalğı aleti. 13 telli olur” < Uyg. satar, HWC., s. 307

65.  suŏsuŏ “Xinjiang (Doğu Türkistan) kumluklarındaki bir çeşit bitki, odun yapılır” < Uyg.

söksök, HWC., s. 331

66.  tăbù “tabut” < Uyg. tawut [< Ar. tāwūt], HWC., s. 333

67.  tălánqí “Aslı anlamı ekicidir. Azadlıktan önceki Mançu döneminde İli’ye göç eden

Uygur çiftçilerine verilen ad” < Uyg. taranqi [< Moğ. tariyaçin ” çiftçi, tekil”; tariyaçid “çiftçiler,

çoğul”], HWC., s. 334

68.  tán “Eskide Xinjiang(Doğu Türkistan)’ın kuzey bölgesinde pırınç tarlasını ölçmede

kullanılan birim, aşağı yukarı 20 dönümdür” < Uyg. den [ < Çin. dān, shi, HWC., s. 337

69.  tánbù’ĕr “Uygur çalğı aleti, tanbur” < Uyg. tembur, HWC., s. 337

70.  tŏngwēng “yakasız uzun deri giysi” < Uyg. ton ; Kaz. ton, HWC., s. 345

71.  tuòlè “aristokrat, bey” < Uyg. töre; Kaz. törê, HWC., s. 349

72.  wăfŭdì “dini arsa” < Uyg. wehpe, HWC., s. 352

73.  wūmásī “mısır unundan yapılan yemek” < Uyg. umaq, HWC., s. 362

74.  wŭmăshí “mısır eriştesi” < Uyg. umax [ muhtemelen < un + ax “yemek”ten ], HWC.,

s. 363

75.  wŭshòu’ĕr “İslamdaki dini vergilerden biri, yani dini hububat” < Uyg. uxur, huxur

[Ar. iuxur “onda bir vergi”], HWC., s. 363

76.  xiànpàlāzī “pamuk ipi ya da kaba yün ipten dokulan kaba kilim” < Uyg. palaz,

HWC., s. 371

77.  yădān “kurak bölgelerde rüzgar nedeniyle oluşan bir çeşit yer şekli”. Asıl anlamı

“tehlikeli kaya ” < Uyg. yar, HWC., s. 379

78.  yăkèxī “iyi, güzel” < Uyg. yahxi, HWC., s. 379.

79. yàxīmŭsèsī “nasılsınız, iyi misiniz” < Uyg. yahximusiz, HWC., s. 381

80.  yàxiàxùn “yaşasın” < Uyg. yaxisun, HWC., s. 381

81. yèqiē “Xinjiang(Doğu Türkistan)daki müslümanların aile fertleri öldükten yedi gün ve

bir yıl sonra yapılan tören, hoca çağırılıp Kur’an okutulur ve yakınlarına hediye verilir” < Uyg. yette

[Aslında ” yedi gün” demektir], HWC., s. 384

82. yīmámù “Xinjiang(Doğu Türkistan)da İslam dini görevlisi, namaz kıldıran kişi” <

Uyg. imam [ Ar. imām “yönetici, yol gösterici”], HWC., s. 386

83.  yīlèkèqí “yıllık çalışan” < Uyg. yillikqi, HWC., s. 387

84.  zhākătèshuì “İslam dinindeki vergilerin biri” < Uyg. zakat [Ar. zakāt “vergi

vermek, fakirlere pul para vermek”], HWC., s. 401

5. Kazakça’dan Çince’ye Geçen Kelimeler

HWC.’de Kazakça kaynaklı gösterilen 21 kelime bulunmaktadır. Bunların tümünün Kazakçadaki

orijinal şekli verilmiştir. Bunlar arasındaki náwúròuzījié “nevruz” kelimesi Farsça

kökenlidir. dòngbùlā “dombura” (XHC., s. 257) bugün Çincede de kullanılmaktadır. Kazakça

kaynaklı gösterilen kelimeler şunlardır:

1. ākĕn “Kazakların halk şairleri ve ozanlara verdikleri isim” < Kaz. aken, HWC., s. 6

2. ākĕn tánchàng “Kazak halk şairlerinin atışması, bir ya da iki kişi dombura çalarak

söyler, güftesi genellikle irticalen söylenir, ayrıca konuşma da vardır” < Kaz. akendar aytese, HWC., s. 6

3. āwŭlè “Kazaklarda kan bağına dayanan en küçük birlik, genel olarak bir hayvan sahibi

aile ya da hayvan sahibi zenginleri temel alan, kan bağları yakın olan bir kaç aile veya ondan fazla aileden oluşur.” < Kaz. awel, HWC., s. 13

4. bāsī “avul (kan bağına dayanan en küçük birlik) başı, belirli yetkileri vardır” < Kaz. Base

bas, HWC., s. 30

5.  bào’ěrshākè “Kazaklarda yağda kızartılarak pişirilen bir çeşit yemek, una tuz ilave

edilip hamur yapıldıktan sonra küçük parçalar haline getirilerek kızartılır” < Kaz. bawersak, HWC., s. 36

6.  biào’ěrkè “Kazak ve Uygurların kışın giydikleri yuvarlak deri giysi” < Kaz. Uyg.

börik/bök < Tü., HWC., s. 45

7.  bié’ěrlái “deri yen”< Kaz. biyelay, HWC., s. 46

8.  dòngbùlā “Kazakların milli çalğı aleti, koyun bağırsağından yapılan iki teli vardır” <

Kaz. dombra, HWC., s. 83

9.  jīntè “Kazaklarda bir yemeğin adı” < Kaz. jent, HWC., s. 162

10.  kăsīkè ” kurt” < Kaz. kasker, HWC., s. 172

11.  kēbùsĭ “Kazakların milli çalğı aleti ” < Kaz. kobez, HWC., s. 180

12.  kèzīkŭwă’ěr “yani ‘kız kovalar’, Kazak genç kız ve delikanlılarının çok sevdiği

bir oyun. Bir çift genç kız ve erkek atlarına binerek koştururlar, dönüş sırasında kız erkeği kovalar ve

kamçısıyla erkeğe vurur” < Kaz. kez kuwar, HWC., s. 189

13. náwúròuzījié “Kazakların önemli bayramının adı, İslam takvimine göre aralık

ayında yapılır” < Kaz. nawerez, HWC., s. 251

14.  sībùsīkē “Kazakların milli çalğı aleti, bir çeşit kısa klarnet” < Kaz. sebezge, HWC.,

s. 323

15.  tămù’ěr “kardeş gibi olmak” < Kaz. tamer, HWC., s. 335

16. tàomágā “kartal şapkası, av kartalının başına konur, kartalı tutmaya yarar” < Kaz.

tomaga, HWC., s. 339

17. tŭmákè “Kazak ve Uygur erkeklerinin giydikleri teneke biçiminde yuvarlak şapka,

tilki derisinden yapılır” < Kaz. Uyg. tumak, HWC., s. 347

18.  wŭlŭ “kabile, soy” < Kaz. urew / uruw, HWC., s. 363

19.  yēli “Kazakların kabile, sülale ve devlete verdikleri isimdir. Bazen “uruw” (uruk) da

derler” < Kaz. êl, HWC., s. 384

20.  yīshĭkè “Kazakların bağladıkları kumaşlı kemer” < Kaz. ixik, HWC., s. 387

6. Kırgızca’dan Çince’ye Geçen Kelimeler

HWC.’de 10 kelime Kırgızca kaynaklı gösterilmiştir. Kelimelerin Kırgızca şekli de verilmiştir.

Bunlardan mìdìzhī “katip” Çince kökenli “yazmak” anlamındaki “piet” kelimesinden türetilmiş

ve tekrar Çince’ye verilmiştir. Kırgızca kaynaklı gösterilen kelimeler şunlardır:

1. àilièqiēkè “Kırgız kadınlarının eskide başlarına bağladıkları beyaz kumaştan yapılan

giysi” < Kırg. elet thek, HWC., s. 15

2.  bāozāo “Kırgızların bir çeşit meşrubatı” < Kırg. bozo, HWC., s. 37

3.  jiā’ĕrmă “Kırgızların bir çeşit meşrubatı” < Kırg. dzarma, HWC., s. 153

4.  kèyăkè “Kırgızların eski müzik aleti” < Kırg. qhejaq, HWC., s. 189

5.  kùmùzīqín “kopuz”< Kırg. qhomuz, HWC., s. 192

6.  mănàsīqí “Mahsus Kırgız kahramanlık destanı ‘Manas’ı söyleyen halk ozanı” <

Kırg. manasthe, HWC., s. 228

7. mìdìzhī “Kırgız hükümdarlarının saray katibi”< Kırg. bitigçi, HWC., s. 239

8. nàrén “Kırgızların sevdiği etli makarna” < Kırg. naren, HWC., s. 253

9.  qiēkèmăn “Kırgızların deve yünüyle dokudukları bir çeşit kumaş”< Kırg. thekhmen,

HWC., s. 286

10. wūlāqíkè “Kuzu kapışma yarışına katılan kişi”< Kırg. ulaqhthe, HWC., s. 361

7. Özbekçe’den Çince’ye Geçen Kelimeler

HWC.’de Özbekçe kaynaklı gösterilen kelimelerin sayısı 6’dır. Bunların Özbekçedeki orijinal

şekilleri de verilmiştir. Yalnız bunlardan  sàmǎwǎ “semaver” Rusça,  dōngbù “tembur” ise

Arapça kökenlidir. Özbekçe kaynaklı gösterilen kelimeler şunlardır.

1.  àitèkè “üzerine nakış işlenmiş çizme” < Özb. ethik, HWC., s. 16

2.  bāxié “Özbeklerin bir çeşit halk dansı” < Özb. başe, HWC., s. 31

3.  dōngbù “Özbeklerin milli telli çalğı aleti” < Özb. thumbur, HWC., s. 83

4.  kù’ěrdákè “patatesle yapılan etli yemek” < Özb. qurdaq, HWC., s. 192

5.  sàmǎwǎ “semaver” < samawar [< Rus. samavar], HWC., s. 297

6.  xiégénăi “Özbeklerin çalğı aleti” <Özb. şaqns, HWCC., s. 373

8. Tatarca’dan Çince’ye Geçen Kelimeler

HWC.’de Tatarca kaynaklı gösterilen 3 kelime bulunmaktadır. Bunların orijinal şekilleri de

verilmiştir. Bu kelimeler şunlardır:

1.  hūmísī “kımız”< Tat. kumiz, HWC., s. 140

2.  kè’ěrxīmǎ “Tatarların bir çeşit içkisi” < Tat. qheşma, HWC., s. 184

3.  kèsàilè “Tatarlarda bir içecek çeşidi” <Tat. khese, HWC., s. 188

B. Dolaylı Olarak Çinceye Geçen Türkçe Kelimeler

Türkçeden doğrudan Çince’ye geçen kelimelerin yanısıra başta Moğolca olmak üzere Mançuca,

Siyanpiçe, Kıtanca, Tibetçe, Tacikçe, Rusça, İngilizce gibi çeşitli diller aracılığıyla geçen kelimeler de

bulunmaktadır. Bunları şu şekilde göstermeye çalıştık.

Doç. Dr. Alimcan İNAYET

Doç. Dr., Ege Üniversitesi, Türk Dünyası Araştırma/arı Enstitüsü.

Kaynak ve Devamı için : http://turkoloji.cu.edu.tr/ESKI%20TURK%20DILI/alimcan_inayet_dogrudan_ve_dolayli_olarak_cinceye_gecen_turkce_kelimeler_uzerine.pdf

Reklamlar