Etiketler

, , , , , , , , , , , , , ,

Taş dönemindeki Batılı kişi, doğayı aynen taklit etmiştir. Yaptığı bir hayvan resmi, tam anlamıyla bir fotoğraf makinesiyle tespit edilmiş gibidir…Hayvanın parlayan bakışları, çenesindeki, kuyruğunun ucundaki kıllara kadar her tür ayırım gösterilmiştir. Diyebiliriz ki, Batılı kişi resim sanatına SOMUT resimle ayak basmıştır.https://onturk.wordpress.com/2011/07/06/kilim-ve-halilarin-konusan-damgalari/

Orta Asya’ya, Orta Asya kişisinin yaptığı hayvan resimlerine, bunların arasında, kaya üstlerine çizdikleri milyon sayısınca Ök-eçi,dağ keçisi resimlerine bakalım…Keçi, tek ve dış bir  çizgiyle resmedilmiştir.  : gövde, bacaklar kuyruk ve boynuzlar o kadar…Ne göz, ne kulak…Hacim yoktur. Bu haliyle gördüğümüz, resim değil, sadece bir fikri ifade etmek için çizilmiş SOYUT bir şekildir…. Milyon yıllardan başlayarak, QARA-TAU kültürü çerçevesinde Orta Asya kişisi(henüz Türk değil) 80binlerde İnsan üstü bir kudretin varlığına inanmıştır… Birkaç kere onbin yıl sonra, Ön-Türk kişisi bu meta fizik diyeceğimiz kavramın, can’lar ruh’lar âleminin taşa, resmini yapacaktır. Bunun için de keçi, at,yılan gibi yaratıkların soyut şekillerini  kullanacaklar, bu becerilerden, bu çabalardan Damga kavramı doğacaktır.Her şekil, örneğin, soyut At şekli, AT damgası, “can’ın Tanrıya erişmek için” ten’i terk ettiğini ifade edecektir.Ya da, yedi binlerdeki uçurumların kenarlarında uçarcasına atlayan, zıplayan, adetâ göğe Tanrıya erişen ,Ök-eçi’den GÖK’ü, Tanrıyı ifadeden ÖK damgası doğacaktır.

Damgaların gelişmesiyle YAZI’yı icad etmiş olan Ön-Atalarımız, halıları ,kilimleri, giyecekleri, yastıkları, hayvanların selelerini, yular takımlarını, kısacası elle işledikleri her eşyayı bu damgalarla bezemişlerdir.

Bugün, üzerlerinde hiçbir şeyin farkında olmadan yürüdüğümüz halılar ve kilimler işte bu tarih öncesinden başlayarak  çekilen çileleri günümüzde yaşatan belgelerdir. Her biri, kolayca görülemeyecek, algılamak için uzun uzun bakmak gereken ve ancak ondan sonra keşfedilebilecek birer soyut tablodurlar…. Belki de, birer kimlik kartıdırlar; Bunu, yıllar sonra, halı ve kilimlerin tümünün ortaya çıkmasıyla yapılabilecek analizler sayesinde öğrenebileceğiz.
KİLİM VE HALI KİTABIMDA İZLEDİĞİM ÇİZGİ ŞUDUR :

  • Temeli  oluşturan Damga,
  • İlgili damganın Asya ve Anadolu’da ya da Avrupa’da görüldüğü yer,
  • Bu damga’nın ortamdaki yeri,  örneğin halk oyunları   ya da değişik eşyada ortaya çıkışı,
  • Halı ve kilimlerdeki esas şekli ya da
  • Çeşitlemeleri,
  • Örnek olarak verdiğim  damgasını
  • Üst Asya’da, Sibirya’da Sülyek köyünde
  • Anadolu’da Kızların mağarasında
  • Zeybeklerin kol tutuşunda
  • Çeşitlemeleriyle kilim ve halılarda
  • ve son olarak
  • Halk oyunlarımızda, Karşılama’da  görmekteyiz.

Üzerine basıp geçtiğimiz kilim ve halılarımızın, binlerce yılı, bozulmadan, kimliğini kaybetmeden aşmış, bu MUHTEREM vasfıyla tevazu sahibi birer tarihsel belge değerini taşıdıklarını görmekteyiz… Bu tür belgelere sahip başka bir kavim var mıdır?

  • kişi
  • ait olmak
  • şeref

Kolların gökyüzüne doğru açılmış, Tanrıya yakarma hâlini ifâde eden şekli OĞ damgasını oluşturur.

Bu damgayı Üst Asya’da, Ulu-kem vadisinde, Sülyek köyünde bir kaya resmi olarak görürüz.

Ayni yakarmam hâlinin renklisi, Doğu Anadolu Yüksek Yaylâsında, Van’da Başet dağındaki KIZLARIN MAĞARASINDA buluruz ;  Bu tür kaya ve mağara resimleri 13’ncü bin’den 8’nci bine kadar yayılırlar (Prof.A.Erzen, Eastern Anatolia and Urartians- Doğu Anadolu ve Urartular .TTK.1984 Ankara)

Kolların ayni yakarma tutuşunu, Batı Anadolu Geleneksel Halk Oyunlarından ZEYBEK’te de  görmekteyiz : Kollar yakarma halinde, Zeybek’ler Tanrı katına erişmek için sıçrama hâlindedirler.
Antalya Döşeme altı halısının göbeğinde,

Dört OĞ damgası bir eşkenar dörtgen  etrafında  haçvaari yerleştirilmiş bulunmaktadırlar. 4 OĞ damgası,  benzetme yoluyla , Halk arasında bu şekle Örümcek ayağı denmektedir.

  • yakaran kollar ayni zamanda
  • birer US damgasıdırlar
  • Renkli kolların içinde
  • tersine ve beyaz renkli olarak yeniden US damgası oluşmuştur

Kilim kenar motifi.

Bu motif, iki OĞ damgasının ters / yüz konuşlandırmasından oluşmuştur.


Ayni motifte

  • Kolların kıvrık ucu UB damgasını (4 adet)
  • eşkenar dörtgen, Göbek , OŞ damgasını
  • Karşılıklı gelen ve yatık (W) oluşturan kollar

UW damgasını meydana getirirler.



Geleneksel Halk oyunlarımızdan KARŞILAMA Kadın ve erkek karşı karşıya gelmişlerdir. Avuçlar birbirlerine çarpmak üzere kollar Yakarma pozisyonuyla OĞ damgalarını oluşturmuşlardır.

Kanatlı, kuş gagalı
Cin’ler Yakarma halindedirler, oyuñ (oyung, ibaadet demektir)  oynamaktalar. kollarla OĞdamgası resmedilmiştir. Karatepe’de Hitit kabartmaları
(- 8’nci yüzyıl)

  • Ön-Atalarımız, Orta Asya’dan, önce buzul dönemi sonucu büyük su baskınlarından kaçarak
  • Yüksek yaylâları,
  • Sonraları da uzun yıllar süren kuraklıklar nedeniyle

su yollarını, büyük ırmakları ve su örtülerini aramışlardırBu, yüzyıllar hâttâ, binler süren GÖÇ’lerde ön-Türkler , Batılının bizi ilkel göstermek için ısrar ettiği GÖÇEBE’ler halinde değil, yeni yurt aradıkları için GÖÇMEN ve ileri derecede düşünce ve yazı sahibi olarak yola çıkmışlardır. halk deyimiyle

DÖRT CİHAN’a yayılmışlardır :
 

  • Asya, Mezopotamya
  • Avrupa, Afrika,
  • Amerikalar ve hâttâ Avustralya

GİRİT… Knossos kalıntıları..Minoen san’atı.(-1400 / 1200)
(Naissance de l’Art Grec, P.Demargne –Univers des formes – P. Demargne , gallimard, 1964)

Sn. Haluk Tarcan 

 
 
 
Reklamlar