Etiketler

, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Sn. Dr. Muazzez İlmiye ÇIĞ

Sumer dilinde -Türk dilinde olduğu gibi- kelimeler kök halinde, onlara ekler yapılarak yeni kelimeler oluşturuluyor. Sumer dili de Türk dilinde olduğu gibi fiil bakımında çok zengin. Ses uyumu var. Erkek, dişi ayrımı yok. Türkçede olduğu gibi kısa anlatımla geniş anlam veriliyor.

https://onturk.wordpress.com/2011/04/27/sumer-dili-ile-turk-dili-karsilastirmalari/

Sumerliler, bundan 6000 yıl önce Dicle ve Fırat nehirleri arası olan Mezopotamya’nın güneyine gelip yerleşmiş, orada büyük bir uygarlık kurarak en az 2000 yıl varlıklarını korumuşlardır. Onların uygarlıklarının en önemli olayı dillerine göre bir yazı icat etmeleri, okullar kurarak kil üzerine yazarak o yazıyı geliştirip her istediklerini yazabilmeleridir. “Çiviyazısı” adı verilen bu yazıyı, gerek Sumerliler zamanında var olan gerekse daha sonra tarih sahnesine çıkan Ortadoğu milletleri de kendi dilleri için kullanmışlardır. 1800 yıllarının başlarından itibaren, bu yazının ve dilin çözülmesi çalışmaları başlamıştır… Nineve’de “Asurbanipal Kitaplığı”nın bulunması ile yazının ve Asur dilinin 1855 yılında çözümü başarıldı. Okunan bazı Asurca metinlerin satır aralarında, başka dilde yazılmış satırlara rastlandı. İlk olarak bu satırların İskit veya Turan dilinde yazılmış olacağını ve yazının onlar tarafından icat edildiğini, çiviyazılarını çözmeyi başaran Rowlinson ileriye sürmüştür. 1869’da Jule Oppert, bu dile “Sumerce” adını verdi ve bu dilin Türk, Fin ve Macar dillerine akraba olduğunu söyledi… 1874’deFrancois Leonorment da bu dili Ural Altay dil grubuna koyuyor. Joseph Halevy ise -bunlara tamamıyla karşı çıkarak- bu dil, Sami Akatların özel bir amaçla uydurdukları bir dildir, diye tutturuyor. Onun bu direnişine başkaları da katılıyor ve bu sav 50 yıl kadar sürüyor. Daha sonra güney Mezopotamya’da yapılan kazılarda çıkan bol miktardaki Sumer belgesi üzerinde büyük bir gayretle çalışıldı. Sözlükleri, gramerleri yapılmaya başlandı. Bunlar üzerinde çalışanların hepsi Batılı bilginlerdi. Onlar Türkçe bilmiyorlardı. Türkçenin etimolojik bir sözlüğü de yoktu. Yine de Fritz Hommel,[2]Diyakonov, İzakar Andereyas,[3] İrene iskenderi[4] gibi bilim insanları Sumer dilinin Fin, Kafkas Uygur dillerine benzeterek bir hayli eşanlamlı Türk ve Sumer kelimesini karşılaştırmışlardır.

Herhangi geniş bir çalışma yapmadan Sumer dilini Türk diline benzetenler A. Falkenstein,[5] Hartmut Schmökel ve S. N. Kramer’dir.[6] Kramer, hemen her yazısında -yeri geldikçe- bunu tekrarlamıştır. Ölümünden iki ay önce çevirisini yaptığım ve Türk Tarih Kurumu tarafından yayımlanan Tarih Sumer’de Başlar kitabını eline aldığı gün, 28 Eylül 1990’da bana şöyle yazmıştı: “Ne de olsa bu kitap, büyük bir olasılıkla Türkçe gibi bitişken bir dil konuşan ve Güney Mezopotamya’ya 6-7 bin yıl önce Orta Asya’nın herhangi bir yerinden göçmüş olan Sumer halkı hakkında… Sumerlilerin Türklerle ilgili bir halk olduğu fikri Atatürk zamanında geçerli idi. Böyle olabileceği hakikatten hiç de uzak değildir”. Sumeroloji Hocam Benno Landsberger de“Sumer dili, hem dil bakımından hem de bütün Asya boyunca dağlık bölgelerde konuşulan dil olması bakımından önemlidir. Bu türden olup bugün hâlâ yaşayan dil Türk dilidir”, diyor. Türkmen yazarları da Sumercenin daha çok Türkmen Türkçesine benzediğini ileri sürüyorlar.[7]

Sumer dili ile Türk dilini karşılaştırmak o kadar kolay bir iş değil. Önce, yazılı kaynak olarak bugün için elimizde “Orhun Kitabeleri” var. Arada 4000 yıla yakın bir zaman dilimi bulunuyor. Bu süre içinde Türkçe kuşkusuz birçok değişikliğe uğradı. Diğer taraftan Sumerce kendisinden çok ayrı bir gruba ait olan Akad dili yoluyla çözüldü. Akadca’da “ı, o, ö, ü” gibi sesli harfler ve “c, ç, f. ğ, ng” gibi sessiz harfler yok. Sumerce işaretlerin birkaç tür okunuşu var. Şöyle ki, somut bir kelimeyi anlatan resim yazısından çevrilmiş bir işaret, o resim ile ilgili soyut anlamları da taşıyor. Örneğin: Göğü ifade eden bir işaret hem gök hem de tanrı anlamına geliyor. Ayrıca, aynı işaretin hece okunuşu da var. Bu bakımdan okunuşlarda yanlışlar olabilir. Diğer taraftan, Türkçenin en eski kelimelerini çeşitli Türk dillerindeki okunuşlarını bildiren tam etimolojik sözlük yok. Aynı şekilde, DÖ 3000-1850 yılları arasında yazılmış olan Sumer dilinin de bir etimolojik sözlüğü yok. Kuşkusuz bu süre içinde Sumer dili de bir hayli değişmiş olabilir. Karşılaştırmalar hiç de kolay değil.

Sumer dilinde -Türk dilinde olduğu gibi- kelimeler kök halinde, onlara ekler yapılarak yeni kelimeler oluşturuluyor. Sumer dili de Türk dilinde olduğu gibi fiil bakımında çok zengin. Ses uyumu var. Erkek, dişi ayrımı yok. Türkçede olduğu gibi kısa anlatımla geniş anlam veriliyor.

Karşılaştırmalardan bütün bu zorluklara rağmen, son yıllarda Azerbeycan’dan Prof. Atakişi Celiloğlu Kasım, Sumer işaretlerine yeni okunuşlar da vererek çok eski Türk kelimeleriyle karşılaştırmalar yapmış ve onları “Sumerce Kesin Türkçedir” adlı bir kitapta toplamıştır.[8] S. N. Kramerde Sumercenin tam tercüme edilemediğini, ileride değişebileceğini söylüyor. Yüksek Mühendis Selahi Diker, yaşamının kırk yılı boyunca bütün dillerle Türk dilini karşılaştırmış ve sonunda bütün dillerin kaynağının Türkçe olduğunu gösteren bir kitap yazmış.[9]

İran’dan Roshan Kheyavi yazmaya başladığı bütün Ural-Altay dillerinin etimolojisini kapsayan sözlüğün ilk cildini yayımlamış. Bunda da başlangıç olmasına rağmen 101 kelime içinde 35 Sumer kelimesi Türkçe köküne bağlanıyor.[10]

Prof. Osman Nedim Tuna, 165 Sumer kelimesini, hem anlam hem de fonetik bakımından uyan Türkçe kelimelerle eşleştirmiş; o, bu tezini, Amerika’da Türkolog ve Sumer bilimcilerin olduğu bir kongrede sunmuş ve hemen hiç tartışma olmadan bu tez kabul edilmiş.[11] Ona göre, Sumerliler ile Türkler arasında tarihsel bir ilişki bulunmasını, Türklerin en az 3500-4000 yıl önce Anadolu’nun doğu bölgesinde yerleşmiş olmalarına bağlıyor. Türk dili 5500 yıl önce bağımsız ve iki kollu bir dil olarak bulunuyordu. İlk ana Türkçe ise 10.000 yıl eskiye gidiyor, diyor.

Türkmen olan Begmyrad Gerey, Sumer kültürünü arkeolojik buluntular, mimarlık, efsaneler, yer adları ve dil yoluyla Türkmen kültürü ile karşılaştırmış; anlam ve fonetik bakımından Türkçe-Sumerce 295 kelimeyi eşleştirmiş ve böylece 5000 yıllık Sumer-Türkmen bağını bir kitap halinde göstermiştir.[12]

Bazı bilim insanları, iki dil arasındaki benzer kelimeler için her yerde insan zekâsının aynı sözü bulabileceğini, bunların bir tesadüfe bağlı olduğunu söylemişlerdir. Buna karşın ünlü dilci M. Swadesha, bilgisayar kullanarak, “Eğer iki ayrı dilde fonetik ve mana bakımından benzeyen kelimeler, 100’den fazla ise bunların bağımsız olarak icat edilmiş olma ihtimali birkaç milyonda birdir. Aynı şekilde çift kelimeler de 7’den fazla olursa, o iki dil arasında tarihi bir ilişki vardır.” diyor.[13]

Osman Nedim Tuna da en ideal şartlarda Sumerce ve Türkçede hem fonetik hem de anlam bakımından benzer bir çift kelimenin bulunması 25 milyonda birdir, diyor. Buna göre, Sumerce ile fonetik ve anlamca benzer 10 kelimeyi bulmak, İzmir’den Erzurum’a kadar olan mesafenin (1280 km.) 1 mm.sinden daha azmış.[14]

Diğer taraftan, bazı bilim insanları da kelimelerin gelişigüzel karşılaştırmalarını doğru bulmuyor; ancak aynı konulardaki kelimelerin uyması gerektiğini söylüyorlar. Bunu 1975 yılında ilk uygulayan Olcas Süleyman. O insan, tanrı ve doğa ile ilgili fonetik ve anlamda aynı olan 60 Türkçe ve Sumerce kelimeyi bulmuş ve Rusça bir kitapta yayımlamış. Kitap, rejim değişinceye kadar yasak kalmış; şimdi bu kitabın Türkçesi de var.[15] Son yıllarda bu çalışmalara Yüksek Mühendis Ünal Mutlu da katıldı. O, bir kubbe tamirini yaparken kubbe yapmasını ilk kimler icat etti, merakına düşmüş ve araştırmaları onu Sumerlilere götürmüş. Sumerliler bütün kültürleri başlattığına göre, bu kültürlere ait kelimelerin de onlarda başlaması gerek düşüncesiyle Sumer diline ait sözlük aramaya başlamış. Ancak, İnternet’te2500 kelimeyi kapsayan Sumerce-İngilizce bir sözlük bulabilmiş. Aslında, Sumer dilinin tam anlamıyla henüz sözlüğü yapılmadı. Philadelphia Üniversite Müzesi’nde başlanan sözlük, 2019 yılında tamamlanacakmış. Fakat bugüne kadar orada yapılan çalışmalardan elde edilen bir sözlük de İnternet’e verilmiş.

Ünal Mutlu, bunlardan yararlanarak kültür ve sanat, bilim, siyaset, mühendislik, ticaret gibi 20 konuya ait Sumerce kelimeleri buluyor. Bunların çeşitli Türk dillerindeki karşılıklarını arıyor. Hatta daha ileri giderek, Batı dilleriyle Etrüsk’çe ile karşılaştırıyor ve inanılması güç sonuçlar çıkarıyor.[16]

Bunlardan başka, DÖ 2400 yıllarında yazılı çiviyazılı belgelerde Türk adları bulundu. Bunlar o tarihlerde Mezopotamya’ya akın eden ve orada 125 yıl kadar krallık sürdüren Gut/Kut krallarının adları idi. Bunları, 1937 yılında DTCF’de Sumer bilimi hocası olan Prof. B. Landsberger, Türkolog Von Gabainile yaptığı çalışmasında saptadı. Kut/Gut’ların Mezopotamya’da kaldığı 125 yıl boyunca 12 kralları oluyor. Bunlardan dördünün adı kendi zamanlarında yazılan belgelerde, diğerleri de daha sonra yazılan kral listesinde bulunuyor. Bunlardan “Yarla, Yarlagan” adı Orhon Kitabeleri’nde, “İnkişi” adı da“Enkiş olarak” Dede Korkut’ta bulunuyor.

Konumuzu toparlayacak olursak: Sumer belgelerinin ilk okunuşundan itibaren Sumercenin Ural-Altay dillerine benzediği söylenmiş, daha sonra aynı anlam ve fonetikte olan Sumerce ve Türkçe kelimeler karşılaştırılmış ve bu da yeterli görülmeyerek, konulara göre karşılaştırma istenmiştir. Son çalışmalarda bu da yapıldı ve Türk dili ile Sumerce arasında büyük bir yakınlık ortaya çıktı; hatta bazı kelimelerin zamanımıza kadar ulaştığı görüldü. Bilim insanları da Türk dilinin çok sağlam, kolay kaybolmayan bir dil olduğunu kabul ediyorlar. Bunlara göre, Sumer dilinin Türk dili veya o dilin bir dalı olduğunu ve Türk dilinin de -Prof. Osman Nedim Tuna’nın öne sürdüğü gibi- on bin yıl önceye kadar gittiğini korkusuzca söyleyebiliriz.

Bunlara ek olarak son yapılan arkeolojik buluntularda, yer adlarında, efsanelerde, destanlarda Orta Asya, özellikle Türkmenistan ile Sumerliler arasında pek çok benzerlikler bağlantılar bulunmuştur.[17]

Sumerliler, diyoruz; çünkü Sumer, halkın oturduğu yere verilen ad. Bu, Türkçede “tepesi yüksek, sivri dağ” demekmiş.[18] Bu isimde Moğolistan’da, Türkistan’da dağların olduğunu SayınServet Somuncuoğlu’nun lütfedip bana verdiği Sibirya’dan Anadolu’ya Taştaki Türkler/From Siberia to Anatoliathe Turks on the Rock adlı kitabında gördüm. Sumerliler, kendilerine“Kiengir, Kingir, Kenger” diyorlardı. Türkler arasında tarihteki en eski boy adı imiş “Kenger”. Bunların yoğun olarak bulundukları yerde bulunan Keş/Kiş yer adının, Sumerlilerin Mezopotamya’da ilk kurdukları şehrin adı olmasını bir rastlantı olarak kabul etmek hiç de kolay değil. Ayrıca, Türkmenistan’da bir Türkmen obasının adını “Kügür”, Azerbeycan’da bir yer adını da “Kenger” olarak buluyoruz. Burada yaşayanlar kendilerine “Kengerlu, Kengerli” diyorlar. Bu da Sumerlilerin“lu.kenger.ra = Kengerli insan” deyimine uyuyor. Ayrıca Sumerliler kendilerini “Karabaşlı” olarak tanımlıyorlar. Türklerde “kara” ile başlayan “Karakaslar”, “Karaçorlular”, “Karapahpahlar”, “Karadağlılar”, “Karakalpaklar” gibi boy adları var. Bunlardan bir kısmı aynı ad ile Anadolu’nun doğusuna göç ederek Kars ve Muş vilayetlerine yerleşmişler. Manas Destanı’nda Manas ziyafete çağrılınca, “Karabaşlı kişiyiz” diyor. Bu “Yalnız başımıza yiğidiz” demekmiş. Sumerlilere Karakalpaklar, daha uygun görünüyor. Hakaslılar da kendilerine “Kara baş, Karabaşlı” diyorlarmış. Buradaki “kara” da saygınlığı ifade ediyormuş.[19]

Sumer destanlarıyla Türk destanları arasında çok yakın bağ var. Önce Tufan olayını anlatanGilgameş’in adı geliyor. Sumer metinlerinde Gilgameş “çok bilen, bilgili, her şeyi bilen ve gören”olarak nitelenir. Diğer taraftan “Gilgameş” adındaki ilk heceyi tanımlayan işaret hem “gil” hem de “bil”olarak okunabilir. Sumer bilimciler arasında bunlardan hangisinin okunması daha uygun olacağı konusu tartışılmaktadır. Eğer biz ön heceyi “bil” okuyacak olursak, “bilga”, “bilgan” kelimeri Türkçede bil kökünden “bilim, bilik, bilgi, bilgan = bilen” anlamına geliyor. Eski Türklerde Bilge Kağan, Bilge Beggibi kahraman adlarına ve unvanlarına rastlanıyor.[20] “Meş”, “mış” ile son bulan “Alpamış”, “İlalmış”, “Tohtamış” gibi Türk kahraman adları ile “Bilgameş” arasındaki bu kadar benzerlik, aynı kökten gelmiş olacaklarını göstermektedir. “Meş”, “miş” eki de “saygın” demekmiş. Ayrıca Bilgameş Destanı ile Türk destanları arasında, özellikle Dede Korkut destanı arasında boğanın öldürülmesi, ağacın kökünden çıkarılması gibi birçok benzerlikler var.

Aratta ile Sumer arasında geçen olayları anlatan destanlar da Sumer’i Orta Asya’ya bağlıyor. Kitabımızın destanlar bölümünde görüleceği gibi, Aratta’da Sumer tanrılarına tapılıyor. Oranın beyi Sumer kahramanı Enmerkar’a aynı kökten geldiklerini söylüyor. Aratta, yer adı olarak Güney Azerbaycan topraklarında bulunuyor. Burası altın, gümüş değerli taşlar bakımından çok zengin. Bunları Sumer’e gönderiyor. Sumercede “arata” kelime olarak “bolluk, övgü, şeref” anlamında. Türkçede“aratabil, aratta = zengin olan yer” demek. Türklerle Sumerliler arasındaki efsanelerde de pek çok yakınlık var.[21]

Bütün bunlara ek olarak Sumerliler daha Mezopotamya’ya göç etmeden önce Türkmenistan’da tarım ve hayvancılığın başlamış olduğunu, Sumerlilerin en eski yazı işaretlerinden bazılarını içeren bir de yazı bulunduğunu öğreniyoruz.[22] Bütün bunlara dayanarak, Sumerlilerin Orta Asya’dan göç eden Türklerin bir kolu olduğunu söyleyebiliriz.

KAYNAKLAR:

[1] Bu yazı daha kısa olarak Bodrum’da 2-3. Haziran 2007 tarihleri arasında Sayın Günseli Başarın tertiplediği birinci “Tarihten bir kesit: Etrüskler” kongresinde sunulmuştur.

[2] Fritz Hommel, Ethnologie and Geographie des alien Orients, 1925 München, S. 16-22.

[3] Zakar Andereyas, “Current Antropologie”, World Journal of the Science of Man, 1971 p. 212

[4] İrene İskender!, Der Tarikia Hazereha, S.215.

[5] A.Falkenstein, W. Von Soden, Sumerische und Akkadisch Hymnen und Gebete, s. 7

[6] S.N. Kramer, Cradle of Civilization, P. 33

[7] Ödek Odekop, Sumer Hakda Kelam Ağız, 1990 Yaşlılık Jurnali, sayı 12 s. 30

Begmyrat Gerey, 5000 yıllık Sumer- Türkmen Bağları.

[8] Afakisi Celiloğlu Kasım, “Sumerce” kesin olarak Türk dilidir. İstanbul, 2001

[9] Selahi Diker. Anadolu’da on bin yıl, Türk dilinin beş bin yılı, Eski Kayıp Dillerin Çözümü, Töre Yayınları, 2000.

[10] Roshan. Kheyavi, Historical- Comparative Dictionary of Ural – Altaic Languages, Vol:1, Iran.Karaj.

[11] Osman Nedim Tuna. Sumer ve Türk Dillerinin Tarihi İlgisi İle Türk Dilinin Yaşı Meselesi, Ankara, 1990

[12] Begmyrad Gerey, 5000 Yıllık Sumer – Türkmen Bağları, IQ Kültür Sanat yayınları, 2001,

[13] Ord. Prof. Dr. Reha Oğuz Türkan, Kızılderililer ve Türkler, Bir Tarihin Bir Dramın Hikayesi, E Yayınları, 1999, 2003, s. 122-123

[14] Osman nedim Tuna, a.g.y., s.38

[15] Olcas Süleyman, AZ i YA, Rusça aslından çeviren Natık Seferoğlu, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı. İstanbul 1992.

[16] M. Ünal Mutlu, Dünya Uygarlıklarında Türk Dili. yayınlanmak üzere.

[17] Muazzez İlmiye Çığ, Sumer’de Tufan, Tufan’da Türkler. Kaynak yayınları 2008.

[18] Türk dili üzerinde çalışan Sayın Prof. Ahmet Ercan bunu bana yazdı. Kendisine teşekkürler.

[19] Bunu Hakaslı Sayın Timur Davletov e-mail ile bildirdi. Kendisine teşekkürler.

[20] Az İ YA s.224.

[21] Bunlar hakkında daha ayrıntılı bilgi, yeni yayınlanan Sumerlilerde Tufan, Tufan’da Türkler adlı kitapta verilmektedir.

[22] Begmyrar Gerey, 5000 yıllık Sumer Türkmen bağları s. 7, 41, 78…

Reklamlar