Etiketler

, , , , , , , , , , , , ,

Ben halay duyduğum zaman çıldırırım, yerimde duramam, gözyaşlarımı tutamam. Bu, herhalde Urfa’da doğmuş olmamdan olacak.

30 yıl kadar  önce, Yapı ve Kredi Bankası’nın Türk olmaktan büyük mutluluk duyan müdürlerinden biri olan ve Türk kültürünü tanıtmak için büyük çabalar sarfeden rahmetli Vedat Nedim Tör’ün organize ettiği Halk Oyunları Festivalinde duyduğum, seyrettiğim, yerimde duramadığım halaylardan birinin aklımda kalan teması   :

https://onturk.wordpress.com/2011/04/14/halay-kirmizi-cizgi/

Babam,  Atatürk’ün etrafındaki 4üncü çemberden idi.  Urfa yöresinin sağlığı için mevcut  Asker Hastahanesi’ni tedvire (organize etmeğe) Atatürk tarafından memur kılınmıştı.

O yöredeki Şıh atlılarını gönderir, bizi, 3 erkek kardeşi çadırında misafir edermiş, ben çok küçüktüm, hatırlamıyorum; Şıh’ıh erkek çocuğu olmamıştı…

Babam “derman, derman” diye gelen, beş meteliği olmayan Kürt kadınlarına parasız bakarmış… Ev sabahtan akşama kadar bu hastalarla doluymuş. Ara sıra annem de ona yardım edermiş…Yaralarına oksijenli su döker, tentürdiyot sürermiş… Osmanlı İmparatorluğu enkazından Türkiye Cumhuriyeti böyle kurulmuştur.

Askeri doktor olan babamın emireri, beni leblebi almaya kucağında götürürdü, Kürt’tü- sonradan öğrendim- Ankara’daydık. Emireri terhis edilip köyüne döndüğünde çok ağlamışım, sonra gelen emirerinden kaçmış durmuşum…

Biz  Atatürk Türkiyesi’nde böyle yaşadık. Kürt /Türk ayrımı yoktu. Diyap Ağa Atatürk’ün dostu idi. Şimdi ise Batı’dan pompalanan fikirlerle kültür zenginliğinden söz ediliyor; Bu, kendine özgü bir kültürü olmayan ve  kültürü ona Doğu’dan gelenlerin, Ön-Atalarımızın getirdiği, öğrettiği, kültür fakîri Avrupalının aşağılık duygusunu tatmin edecek olan bir emperyalist icadı olsa gerek….

Kültür zenginliği söz konusu ise, bu iddiada bulunanlara soruyorum: Türk kültürü ile Kürt kültürü arasında ne fark vardır? Bana bunun kırmızı çizgisini çizebilirler mi?

İşte her fırsatta televizyonda gördüğümüz, duyduğum zaman beni kendimden geçiren halayların tarihin derinliklerindeki kökeni :

İ.Ö. 8.000, Orta Asya Qara-Tau… Kazakistan

Kün-Ëki , Güneş ve Eşi, yeryüzüne inmişler, Güneş’in eşi yani AY, Tanrı adına,  halkı tarafından seçilmiş olan Buğ’u kutsamıştır. Bu kutsama da OYUNG’la, Halay çekme ile resmiyet kazanmıştır.(K.Mirşan)

Bu resimde baştaki Buğ’un kıvrık kolu Halay çekenlerin- resimde net görülmeyen –kollarını, el ele tutuşlarını, oyuncuların bacak ve vücut şekilleri birer damgayı ifade etmekte ve bundan Ön-Türkçe bir yazı çıkmaktadır.(K.Mirşan).

Doğu Anadolu, Tîri-Şin yaylâsı, Davulcular. (Prof.M.Uyanık)…İ.Ö.7.000

Davulcu, bayrağı davuluna takmış…

Baş Tutgan Kişgi (baş tutan kişi) elinde mendili, Oyung’u yönetiyor…

Üstte, yan yatmış (V) harfi ve devamında ALTI  nokta  OĞ-ALTI diye okunuyor , Tanrı ALTI, “Tanrı Temsilcisi” anlamını veriyor …Demek ki Halay, gerçekten TİNSEL değerde bir OYUNG… Zaten bu sözcük, “felsefî” bir fikri ifade ediyor; felsefî fikir yâni, “ Tanrıya erişme başarısı, onunla özdeşleşme başarısı” demek…

Yalnız bu kaya resmi, Anadolu’yu çıkarları doğrultusunda parçalamak isteyenlere halay’la verebileceğimiz bir cevap…

Acaba siyasîlerimizin, resmî tarihçilerimizin şu ufak kaya resminden ve onun siyasal ve san’atsal değerinden haberleri var mı?

Halay, Doğu Anadolu geleneksel halk oyunlarının başında gelir.

İşte, Erzurum Dadaşları halay çekmeye hazırlar.

Doğu Anadolu’ya İ.Ö.13.000’de ayak basmış olan Ön-Atalarımız.(Prof.A.Erzen,Urartular, Doğu Anadolu, 1984 TTK.Ank.)

Mezopotamya’ya inmişler ve bu kültürü oraya da taşımışlardır.

İşte Mezopotamya’da halay:

Hassuna

Vazo kenar motifi, İ.Ö. 5.000

Samarra

Vazo kenar motifi , İ.Ö. 5.000

(A.Parrot, Sumer, Gallimard, 1960 s.46/f.62/63)

Mezopotamya’da Ön-Türk kültürü şüpheyle karşılanabilir.

Fakat :

Yukarıda, Tîr-i şin yaylâsındaki davulcular resminde gördüğümüz ve ES diye okunan bir dikey çizgi ve önünde bir haç yâni OQ damgası, ES-OQ diye okunur:  OQ(halkı)DIR… Yandaki resimde görülen OQ damgası yâni, Haç şekli, aynen karşımızdadır. (A.Parrot, Sumer,Gallimard 1960, Paris,s.334/f.410)

Bu sunduğumuz ve sadece Halay ile ilgili belgeler karşısında Doğu Anadolu’yu, kültürü ileri sürüp, çok kültürlülük kavramında bulutlandırıp, iki ayrı kültürden söz etmek imkânı var mıdır? Yoksa,  Anadolu dip kültüründe, kökende Türk kültürünün, Ön-Ata kültürünün varlığını itiraf etmek zorunluluğunu mu kabul etmek gerekir?

Hani, kırmızı çizgi nerede?…

Sn. Haluk Tarcan

Reklamlar