Etiketler

, , , , , , , , , , , , , , ,

Aşağıdaki yazı Sayın

Prof. Dr. İbrahim ÖZTEK tarafından kaleme alınmış ve içinde kendi görüşlerinin yer aldığı bazı bilgiler de mevcuttur.

Giriş

Büyük Hun Hakanı Mete (Oğuz Kağan) ölürken çocukları Gün, Ay,Yıldız, Gök, Dağ ve Deniz’i yanına çağırdı. Onlara, uzun nasihatının başında “

Ey oğullar ben çok yaşadım, çok savaşlar gördüm. Çok ata bindim. Çok ok attım. Çok kılıç kullandım ve çok güreştim. Düşmanlarımı ağlattım, dostlarımı güldürdüm ” dedi (1,2,3,4,5 ).

https://onturk.wordpress.com/2011/04/11/turk-savas-sanatlari/

Resim 1: Oğuz kağan ve çocukları

Türk devletlerinde, beden eğitimi kültürü, her kültürün üstünde tutulmuştur. Bu kültür alpliğin, cengevarliğin, hükümdarlığın ve cihan imparatorluğu olmanın ön kültürüdür (1,2,3,4).

Bu güne kadar, tarih öncesi kültürümüzün ancak, bize verilenler kadar olduğunu sanıyorduk. Bilim ilerledikçe, bilim adamlarımız kendilerine düşen görevleri sahiplendikçe, kendi tarihimizi araştırıp ortaya koyma olanakları arttıkça, görülüyor ki tarihimiz, hem de yazılı tarihimiz bizi 15-20 000 yıl öncesine götürmektedir (6,7,8). Bugün Ortaasya’da Kazakistan, Kırgızistan, Batı ve Çin’de kalan Doğu Türkistan’dan başlayarak, Kuzey ve güney asya coğrafyasına, oradan Avrupa’nın göbeğinden, İtalya’ya, Yunanistan’a, İskandinav yarımadasından, kuzey Afrika’ya, hatta Amerika’ya taşınan Ön Türk yazıtları ile Türk’lere ait damgalar ve kaya resimleri görülüyor ki 21. yüzyılın en büyük tarih belgeleridir (1,6,7,8). Sümer’ce ve Hitit’cenin Türkçe olduğu anlaşılmıştır (7,8). Çin’de bulunan ve Çin’in ısrarla sakladığı ve bunlardan biri 300 metreye varan yüzlerce Çin Piramitleri (8), Mezopotamya, Mısır, Meksika ve Güney Amarika’ya taşınan piramit kültürü ile tek olan Gök Tanrı kültürü yavaş yavaş gizemlerinden sıyrılmaktadır (9).

Resim 2: Çin piramitleri

Mağaralardaki Mamut çizimleri Türk’lere aittir

Gökten inen ve göğe çıkan kanatlı Ög at, İslamiyetle isim değiştirip Burak olmuştur. Fakat artık o Ög atın 15 000 yıl önceki kültürümüzde var olduğunu görüyoruz.

Resim 3: Ög atlar

Atalarımızın mağaralara tarih öncesi varlıklardan Mamutların ve diğer yaratıkların resimlerini çizerken, kargı kılıç ok ve yay kullanan zırhlı süvarilerin resimlerini de çizdiklerini görüyoruz (1,6,7,8).

Resim 4: Mağaralara çizilmiş Mamut resimleri
Resim 5: Zırhlı süvari resimleri

Yani atı ehlileştiren, tekerleği icat eden, demiri bulup işleyen, hatta onu çelikleştiren bir medeniyetle karşılaşıyoruz. Taşa, tahtaya, kemiğe işlenmiş silahlı savaşçılar güreşçiler, dövüşçüler ve yüzücülerin varlığından haberdar oluyoruz.

Resim 6: Güreşçiler

Ağırlık kaldıran cengaverlerin kullandıkları 300 kg.’a varan siklet taşları, IV. Murat’ın serçe parmağında çevirdiği 98 kg.lık siklet taşı, Deli Hüseyin’in parçaladığı Acem yayı bugün müzelerimizi süslemektedir.

Resim 7: Siklet taşı

Tarihi rekorlar

Destanlarda ve Dede Korkut hikayelerinde yer alan; demirden dağları eriten insanlar, bir vuruşta azgın boğayı çökerten Boğaç Han, bey kızı Banı Çiçek’in okunu ikiye yaran Bamsı Beyrek, yanı sıra, inanılmaz rekorlara eşdeğer olan; 140 aslan avlayarak gücünü kuvvetini yenilmezliğini kanıtlayan Sümer kıralı Gılgamış, karlı tepelerden 60 adım kadar kayakla atlayan hun askerleri, 100 Km. ye varan koşularda yarışan Hitit atletleri, ipek mendili kılıcı ile ikiye biçen Selahattin Eyyubi, Bir kılıç vuruşu ile deveyi ikiye bölen Melikşah, elinde 166 kg. gürz taşıyan ve ağırlık antrenmanlarını 231 Kg.lık siklet taşi ile yapan Selçuk Sultanı Alaaddin Keykubat, Çanakkale savaşında yere düşen 275 Kg.lık top mermisini sırtlayıp, topun namlusuna süren Koca Seyit, günde 300 Km. at süren haberci cündiler (biniciler), oğlunun başındaki keleği 100 adımdan okla vuran Solak Bali Bey, ayakları bağlı olarak, kol kuvveti ile Üsküdar’dan Sarayburnu’na İstanbul boğazını yüzerek geçen, orada biraz soluklandıktan sonra tekrar yüzerek geri dönen okçular, sırtında taşıdığı manda ile güç antrenmanları yapan pehlivan Sultan Abdülaziz, okunu 818 metre fırlatarak, devrinin okçuları (kemankeşleri) arasında ilk 10 içinde yer alan II. Mahmut ve Amerika’nın yenilmez güreşçisini ringten aşağı fırlatan Koca Yusuf, tarihin sayfalarından çıkacak gibidir (2,3,4,5,10,11).

Resim 8: Bamsı Beyrek ile Banı Çiçek

Resim 9: Gılgamış

Resim 10: Koca Seyit Onbaşı

Resim 11: Geriye ok atan süvari

Resim 12: Sultan Abdülaziz

Resim 13: Sultan II. Mahmut

Resim 14: Koca Yusuf

Hun Türk’leri 607 şehir kurmuştur

Türkler Dünyanın en eski kavimlerinden biridir. M.Ö. 10.000 yıllarında, belki de 20.000 yıllarında başlayan büyük göç M.S. 1200 yıllarına kadar sürmüştür. Bu göçler Türklere göçebe bir kavim görüntüsü vermişse de Hunların zamanında Kazakistanda 77, Moğolistanda 75, Altaylarda 72, Tanrı Dağları ve Türkistanda 358 olmak üzere Asya’da kurulmuş toplam 607 şehir; yerleşik düzenin üstün medeniyetlerin ve köklü Türk Kültürünün oluşmasında çok büyük önem taşımıştır.

Resim 15: Eski Türk şehirleri

Dünya’ya savaş sanatlarını Türk’ler öğretmiştir

Türk devletlerinde, beden eğitimi kültürü, her kültürün üstünde tutulmuştur. Bu kültür alpliğin, cengevarliğin, hükümdarlığın ve cihan imparatorluğu olmanın ön kültürüdür. Bu kültürde ilk sırayı daima binicilik, ok atma, kılıç kullanma ve yıkışma (güreş) almıştır (1,2,3,4).

Resim 16: Çevgan oynayan sporcular

Resim 17: Matrak oynayan sporcular

Romalı ve Yunanlı sporcular binicilik ve yarış arabası kullanma eğitimleri almak için Hitit başkenti Hattuşaş’a gelirlerdi. Romalı ünlü komutan Aetiyus, gençlik yıllarında Hunlar arasında beden ve silah eğitimi görmüştür.

Homer ve Heredot, Anadolu’dan İtalya’ya geçen Etrüsk’leri denizcilikte araba yarışı, akrobatik danslar, boks, güreş, atıcılık ve silah kullanımında çok ileri gitmiş, güçlü kuvvetli, kalın pazılı insanlar olarak tarif etmektedir.

Ephore; İskit ve Etrüsk kadınlarının tüm savaş oyunlarını erkeklerle birlikte gerçekleştirdiklerini anlatmaktadır.

Tarihin ilk olimpiyatları

Çin tarihçilerinin bildirdiğine göre de M.Ö. 2500 yıllarında Orta Asya’da günlerce süren şölenlerde; pehlivanlar güreşİr, gençler KOŞAR, ATLAR KOŞTURULUR, KILIÇ KALKAN gösterileri yapılır, OKLAR atılır, TOP oynanır ve bunların pek çoğunda kadınlar da yarışırdı.Burada bir çeşit olimpiyat oyunları tarif edilmektedir.

Resim 18: Atılan oku havada yakalayan zırhlı süvari

Üstün kişilik ve ruh gelişimini içeren bu kültür Alpliğin, kaptutiliğin, cengaverliğin, hükümdarlığın ve cihan imparatorluğu kurmanın ön kültürüdür. Türk gibi kuvvetli sözü, birkaç bin yıllık tarihin, bu tarih içinde kurulan dünya devletlerinin, imparatorlukların, sayısız fetihlerin ve büyük, asil bir millet oluşun ürünüdür (2,3,4,5,10,12,13,14).

Türk deyince akla gelen askerlik, cengaverlik ve fatihliktir. Bunlar, önce akıl, sonra beden gücü ile oluşturulmuştur. Eski Türklerde çocuklar, küçük yaştan itibaren binicilik, ok atma, kılıç kullanma, güreş ve avcılık üzerine eğitilirlerdi.

Resim 19: Kılıçla dövüşen savaşçılar

Resim 20: Kargı kullanan zırhlı süvariler

Eski Türk’lerin sporları

· Binicilik/atçılık (cundilik)

· Ok atma/kemankeşlik

· Kılıç-kullanma/kuluç/kılıç kalkanoyunu/sıçramak/sıçrayarak oynamak/ tokuşmak/vuruşmak

· yıkışma/güreş/küreş/kuraş/güleş

· Süngü/sünü/süngü ile kırışmak

· Cirit/bazi/cengi harbi/as oyunu/değnek oyunu

· çöğen/çevgen/çevgan/çögan/bandal/çükanyan/tüy/polo

· Gökbörü/kökkeri/oğlak oyunu/beyge/ödül kapmaca

· Cop oyunu

· Tepük oyunu/futbol

· Seyirtme (koşu)

· Yelme (atlama), tek adım, uzun atlama Araba sürme

· Ağırlık kaldırma

· Gürz ve ağırlık atma/fırlatma

· Avcılık

· Dağcılık

· Kayak (ivik)

· Yüzme/şinaverlik

· Kürek

· Muşt zen/usullü vuruş/yumruk sanatı/boks

· Tepme vurucular/tabancılar

· Matrak oyunu

En çok devlet kurmuş bir milletiz

Tarih boyunca beden eğitimi kültürüne önem veren Türk’ler güçlü, cesur, her çeşit savaş oyunlarını bilen sağlıklı nesillerle 16 cihan imparatorluğu, 38 devlet. 34 beylik, 4 atabeylik, 16 hanlık ve 10 cumhuriyet olmak üzere toplam 117 devlet kurmuşlardır. Beden eğitimi kültürünün önemsenmediği çağlarda da devlet gerilemiştir. Ulu önder Atatürk, Türk’lerin bu tarihi yeteneklerini bir cümle ile özetlemiştir. “Bir Türk dünyaya bedeldir”. Bu veciz sözleri, Kurtdereli pehlivan ile yaptığı sohbette söylemiştir. Orası muhakkak ki İstiklalimize yeniden kavuşmak için verilen Kurtuluş Savaşında Mustafa Kemal, tüm dünyayı önünde dize getirmiştir (2,3,5,10,12,13,14).

Prof. Dr. İbrahim ÖZTEK


Türkiye Judo, Karate, Kuraş, Aikido, Vuşu Fed. Eski Başkanı,Türkiye Olimpian Derneği Genel Sekreteri


Kaynaklar

1. ÖZDEK R:Türklerin Altın Kitabı, Tercüman Tesisleri, İstanbul 1990.

2. YILDIZ D: Türk Spor Tarihi, Eko Matbaası, İstanbul 1979.

3. ÖZTEK İ: Çağlar Boyunca Türklerde Spor ve Osmanlı Devletinde Yakın Mücadele Sporları. Türk Dünyası Tarih Kültür Dergisi 2005 (224): 41-46

4. ÖZTEK İ: Olimpiyat Savaşları. Türk Dünyası Tarih Kültür Dergisi 2006 (229): 16-21

5. ÖZTEK İ: Çağlar Boyunca Türklerde Spor ve Osmanlı Devletinde Yakın Mücadele Sporları, Osmanlı’da Spor Sempozyumu Kitabı, Selçuk Ü. Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu Yayını, Konya 1999; 73-82.

6. ÇAĞATAY E, KUBAN D: . Türkçe Konuşanlar, Orta Asya’dan Balkan’lara2000 Yıllık Sanat ve Kültür, İstanbul Ticaret Odası Yayınları İstanbul 2008

7. MİRŞAN k: Erken Türklerin Skandinavya Yazıtları, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı, İstanbul 2004

8. tarcan H: Tarihin Başladığı Ön-Türk Uygarlığı:Resmi Tarihin Çöküşü, Töre Yayın Grubu, Ağustos 2003.

9. MEYDAN S: Atatürk ve Kayıp Kıta Mu, Truva yayınları, İstanbul 2006.

10.GÜVEN Ö:Türklerde Spor Kültürü, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Ankara 1992.

11.ÖZTEK İ. ve ark: Kuraş; Uluslararası Organizasyonların ve Müsabakaların kuralları, Judo Kuraş Aikido Derneği Yayınları No: 1, İstanbul-2002.

12.HİÇYILMAZ E: Türk Spor Tarihi, Demet Ofset, İstanbul 1979.

13.KUNTER H B: Eski Türk Sporları Üzerine Araştırmalar, Cumhuriyet Matbaası,İstanbul 1938.
14.İŞCAN F: Türklerde Spor, Milli Eğitim Basımevi, Ankara 1998.
Reklamlar