Etiketler

, , , ,

Son yıllarda batı tıp otoritelerince de benimsenerek geniş çapta uygulamaya konu olan Akupunktur tedavi yöntemi aynı zamanda birçok ülkelerde akademik seviyede araştırmalara tabi tutulmaktadır.

Neticede akupunktur tedavi yöntemi birçok hastalıkların tedavisinde şaşırtıcı sonuçlar vermektedir. Türkiye’mizde de Akupunktur’a olan ilgi gün geçtikçe artmaktadır. Dolayısıyla basınımız bu konuda makaleler ve seri röportajlar yayınlayıp Akupunktur’u bir “ÇİN HARİKASI”, “ÇİN MUCİZESİ” olarak tanıtmaktadır.

https://onturk.wordpress.com/2011/04/07/akupunktur-uygur-turklerinin-bulusudur/

Avrupa’da “Chinese Accupuncture” yani Çin iğnesi ile tedavi diye tanınmaktadır. Oysa zannedilenin aksine insan vücudundaki belli noktalara iğne batırmak suretiyle hastalıkları tedavi eden bu yöntemi yani Akupunktur’u tarihte ilk olarak keşfeden ve uygulayan UYGUR TÜRKLERİ’dir.

Mazideki tarihimize baktığımız zaman görüyoruz ki, Türk ve Çin Milletleri uzun bir zaman yakın komşu olarak yaşamışlar. Bir zamanlar Türkler Çin’e hükümdar olmuşlar ve bir zamanlar Çinliler Türk topraklarını istila etmişlerdir. Asırlarca devam eden bu hadiseler derin bir kültür ve bilim alışverişine sebep olmuştur. İşte Akupunktur da bu vesile ile Çinlilere geçmiştir. Akupunuktur’u geliştirip bugünkü seviyeye getirenlerin başında Çinliler gelmektedir.

Hint, Tibet ve Çin hekimlerinin çok eski zamanlara dayanan antik eserlerinde Uygur Türklerinin tababetinden ve Uygur hekimlerinin üstün tekniklerinden övülerek bahsedilmektedir. Çin’in eski tarihi kaynaklarında Türklerin yurdu Doğu Türkistan “Şicui” yani Batı Diyarı veya Batıdaki Memleket diye geçmektedir.

Tang sülalesi tarafından (905 yıllarında) yazılan Tanganme’nin Batı Diyarı Tezkeresi Tide Çinli tarihçi Doyu, bir Uygur hekiminin beyin ameliyatını gerçekleştirdiğini hayretle tanık olduğunu yazıyor.

Kısacası Uygur Türkleri mazide Kültür ve Sanat ve Tıpta altın çağını yaşamışlardır.

1920 yıllarında Alman Arkeologlar Uygur Türklerinin eski başkenti olan İdikut (Turfan)’da yapılan kazılar sonucu Uygur Türk Tababetine ait çok değerli eserler ortaya çıkmıştır. Bu eserler öz topraklarından alınıp şimdi Berlin, Tokyo, Leningrad ve Pekin’deki müzelerde saklanmaktadır. Bunlar arasındaki ‘Altın Yoruk” adlı eserin, hastalıklarda teşhis ve tedavi yöntemi içeren paha biçilmez bir eser olduğu dünya bilim adamlarınca tespit edilmiştir.

Uygur Tababet Tarihi konulu çalışmalarım esnasında Berlin müzesinde Turfan kolleksiyonunda bulanan bir kısım antik eserler çok ilgimi çekti (özellikle Akupunktur’a ait olanlar)

Berlin müzesindeki kolleksiyonda saklanmakta olan bu tablo ilginç bir gerçeği bize göstermektedir. Antik Uygur yazsı ile yazılan bu tıbbi vesikada yarı çıplak vücudun üzerine işaretlenmiş birçok noktalar ve noktaların yanındaki yazılı açıklamalar görünmektedir. (Bak. Resim 7)

İkinci resimde aynı manzarayı sergiliyor. Bu iki tabloya dikkatle baktığımız zaman bu ressamların insan vücudundaki belli noktaları yani Akupunktur noktaların gösteren Atlas olduğunu anlamak zor değildir. ( Bak. Resim 8 )

Resim 9. Bu resim Çin’de 256-260 yılları arasında yazılan, Akupunktur hakkında elde mevcut olan en eski tarihi eserlerden biri olan “Huang Fumi” adlı eserden alınmıştır. (Dünya Sağlık Teşkilatı’nın Akupunktur Özel Sayısı Mecmuası/Aralık 1997, resim 9)

Bunun bir önceki resimlerin biraz daha geliştirilmiş kopyası olduğu hemen göze çarpmaktadır. Bu eski Uygur Türkçesi ile yazılan yazıların çok az bir kısmı okunabilmiştir. Prof. Dr. Süheyl ÜNVER “Uygurlarda Tababet” adlı eserinde bu yazılardan bir kısmının, Dr. Rahmeti Arat ve Alman Prof. Müller’in okuduğunu yazıyordu. Ben 1984’te Pekin’de “II. Uluslar arası Akupunktur Kongresi”ne katılmak için bulunduğum sürede Çin Tarih Bilimleri uzmanı Veli Kurban’a okuttum. Anlaşılan metin şudur:

Sıra ile:

Başta………… Göğüste, Elde, İncik’te……

İnsanın ateşi çıkarsa….. İşte onun tuğunbudur

Kalp tüğünden 2 parmak altında ve 2 parmak yana batarsa olur.

Od…….. olsa bu ikisi uygun olur.

” Noktalarla belirtilmiş olan yerlerdeki yazı orijinal eserde silinmiştir.

Çin’de günümüzde bile Akupunktur noktaları bu

şekilde yani parmaklarla ölçmek suretiyle belirtilmektedir.

Örneğin, mide bağırsak noktası diz altı dış yan taraf 2 parmak

… vs.Bu antik eserde biz, Uygur Türkleri’nin Akupunktur’u kullandıkları zamanın Çinlilere göre çok eski olduğunu

görüyoruz.

Çin eski tarih kaynaklarında, Uygur Türklerinin yurdu Doğu Türkistan’ın Batı Diyarı diye tanıtıldığını biliyoruz. Şimdi de Şincang Uygur Özerk Bölgesi diyorlar.

Çin sınırları içerisindeki İpek yolu güzergahı çevresinde yapılan kazılarda ortaya çıkarılan antik heykel ve resimlerde, bir Çinlinin figürü ile bir Uygur Türkünün figürü çok kolaylıkla birbirinden ayırt edilebilmektedir. Bunun nedeni, bu figürü yapanların bir Çinli ile bir Türk’ün kolaylıkla ayırt edilebilmesi için özel itana göstermiş olduklarındandır. Çin arkeologları da, bu fıgürlerdeki Çinli ile Uygur Türkünü ayrıt ederken, bu iki ırkın fiziki yapılarını ve giyinişlerini ince bir şekilde tarif ediyorlar. Batı Diyarlı, yani Uygurlunun burnu yüksek, sakalı koyu, gür bıyıklı ve üzerindeki kıyafetin Oğuzlara ati olduğuna işaret etmektedir.

1979 yılında Çin’in Song-Jişan’daki kazılarda ortaya çıkan bir taş oymalı resim, 1982 Çin Geleneksel Tababeti Mecmuası’nda Akupunktur Tarihi adlı makalede yayınlandı. Bunun tarihte ilk defa yapılan Akupunktur olduğu söylenmektedir.

Resimde vücudunun yarısı kuşa benzeyen birisinin önündeki bir kişiye sivri uçlu çubuğa benzeyen uzun bir aleti batırmakta olduğu görülmektedir. Biz bu resimi dikkatle incelediğimizde Akupunktur’u uygulamakta olanın (Hekimin) fizik yapısı, burnunun yüksekliği ve başındaki Türk’e has giysi ve kıyafeti, Çin tarihçilerin tarif ettikleri “Batı Diyarı'” yani Uygur Türküne benzediğini anlayabiliriz.

Demek ki tarihte ilk defa Akupunktur’u uygulayan bir Türk hekimidir (Bak. Resim: 10)

1960 yılında Çin Hükümeti, Uygur Milli Tababeti’ni araştırmak gayesi ile benimde görev aldığım bir ekip kurmuştu. Dörtlü çete yönetimi sırasında bu çalışmalar durduruldu. 1979’da Büyük Çin Ansiklopedisi hazırlanırken “Azınlıklar” kısmında Uygur Tababeti gündeme geldi. Böylece bir Çinli bilim adamı başkanlığında yeni bir heyet kuruldu. Bu ekip dört yıl süren çalışmaları esnasında birçok antik Çin Tıp Tarihlerini araştırmış, müzeler gezmiş ve bir kısım kazılar yapmıştır. Ekip merkeze “Uygur Tababetimin Kısaca Tarihi” adı ile bir rapor sunmuştur. Adı geçen raporun bizi ilgilendiren bölümlerinden bir kısmını burada aktarmak istiyorum:

“Çin’in en eski tıp tarihi “Huen-Yenzey” adlı kitabının batı divan tezkeresi bölümiiniin 19. cildinde şöyle bir ifade bulunmaktadır: “Onlar tedavide kullanmak için Kemik İğneler bile yapmışlar’

1983 “te Doğu Türkistan’ın Hoten ve Cimsar nahiyesinde yapılan kazılarda tedavi kullanıldığı anlaşılan taş, havan, bıçak, neşter ve kemik iğneler bulunmuştur.

Demek bu kemik iğnelerin Uygur Türk Hekimleri tarafından Akupunktur (yani vücuda batırmak suretiyle) tedavisinde kullanıldığı tesbit edilmiştir. Bilindiği gibi kemik aletler ilk çağa (Taş devri) aittir.

İnanıyorum ki, Türk Hekimleri kendi ecdatlarının icadı olan Akupunktura sahip çıkacaklar ve bunu daha da geliştirip çağdaş bir seviyede Türk Tababeti’nde parlatacaktır.

Kaynaklar :

1-   Chinese Journal of Acupuncture & Moxibition -uAn

introduction to the study of Acupuncture.”(Ekim  1983 sayfa 9)

2- Prof. Dr. Rahmeti Arat- zur Heikund der Uiguren I,II.(Türkçeye çeviren Ord. Prof. Dr. Süheyl Ünver.

3- Dünya Sağlık teşkilatı (WHO), Akupunktu özel sayısı(1979 Aralık,Sayfa 2).

4- Uygur tababetinin kısca Tarihi Materyaller Toplamı: Çin Büyük Ansiklopedisi “Uygurlar Bölümü “hazırlama Kurumunun makalesi (29 Eylül,Pekin Sağlık Gazetesi)

5- “Şincang Uygur Tababetinin Kısaca Tarihi” – Wang Jende, Urumçi Sağlık Başkanlığı yayını I.kısım (Çinceden Uygur Türkçesine çeviren Veli Kurban).

6- “Uygur Tababeti ve İpek yolu”. Song Jende. (Çin Geleneksel Tababeti dergisi , 1982/12. sayı).

7- Uygur Tababetini Araştırma Ekip Raporu , “Uygur Tababetinin miraslarını kazma ve düzenleme çalışmalar kısmı. Şincan  Sağlık Başkanlığı Bülteni, 1/1983.

8- Çin ve Uygur Tababetini yakın münasibeti – Dey Ying. ” Şincang Tarihi konusundaki İdeolojik Problemleri Kısmı.

Not :

Uygurca’da tuğun nokta demektir.

Uygurca’da Öd safra veya safra kesesi demektir.

Alıntı : bugraakupunktur.com

Dipçe : AVUSTRALYA’nın Queensland eyaletinin Gold Coast bölgesinin bu ay sonunda düzenlenecek Dünya Akupunktur Konferansı’na katılmak üzere Sydney’e gelen Dr. Nimetullah Reşidi, bu ilginç tedavi şeklinin sanıldığının aksine, Çinlilerin değil, Uygur Türklerinin buluşu olduğunu ispatlandığını belirtti. Tezinin kabul gördüğünü ve akupunktur uzmanlarının bu tedavi şeklini Çinlilerin değil, Uygur Türklerinin icadı olduğunu kabul edeceklerini belirten Dr. Reşidi, “Belki bu nedenle bir çok tıp ve tarih kitabı değiştirilmek zorunda kalacak” diye konuştu. Reşidi, ‘Akupunktur’ isimli Çince’den çeviri olan eserini zamanın Başbakan Yardımcısı ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Çin Halk Cumhuriyeti’ni ziyareti sırasında Çin liderine hediye ederek nazire örneği göstermişti.

Yeniçağ – 13 Ekim 2004

Reklamlar