Etiketler

, , , , , , , , ,

Türk Dünyasını bölme ve Türkleri birbirine düşman etme politikaları, Rus milleti ve Rus devletlerinin var olma savaşıdır. Çarlık Rusya’sı döneminde Ruslar, mezhep farklılığı, lehçe farklılığı ve bölge farklılıklarını kullanmak suretiyle, Türkler arasındaki birliği sürekli engellemişler, hatta fırsat buldukça çatıştırmışlardır. Çarlık Rusya’sının Türkler üzerindeki politikası Sovyetler döneminde de değişmemiş, hatta acımasız yeni yöntemlerle, Türkler arasındaki birlik neredeyse tamamen yok edilme noktasına getirilmiştir.

Komünist dönemde Türklere uygulanan yeni milletler teşkil etme projesi şu safhalardan geçmiştir:

https://onturk.wordpress.com/2011/04/04/turk-birligi-ve-ruslar/

1-Türk, Türkçe ve Türkistan sözleri yasaklanmıştır. Türk adı yerine boy adları millet adı haline getirilerek, o güne kadar Türk kimliği altında yaşayan Türkler, bölge adına veya boy-oymak adına göre yeniden adlandırıldılar. Böylece Kazak, Kırgız, Türkmen, Başkırt, Tatar, Özbek gibi mahalli adlar millet adı durumuna getirildiler. Ortak vatan Türkistan adı yerine Kazakistan, Özbekistan gibi bölge adları,Türk kimliği yerine bölge adlarına dayalı adlar, Türkçe yerine de bölge adlarına uygun dil adları kullanılmaya başlandı. Kazak-Kazak’ça, Özbek-Özbek’çe gibi.

2- Türk ve Türkçe sözleri dışında kimliği olmayan Azerbaycan Türklerine sunî bir ad ve suni bir dil icat edildi. Azerbaycan Türklerine kimlik olarak Azerbaycanlı, dil olarak da Azerbaycan’ca layık görüldü. İçinden Türk ve Türkçe sözlerinin silindiği bu kavramlar zorla kabul ettirilmeye çalışıldı.

3- Türk bölgeleri birbirinden ayrı federatif devletler haline getirilerek aralarına sınırlar çekildi. Sınırlar çizilirken bile kasıtlı olarak problemli ve sınır anlaşmazlıklarına konu olacak bölgeler meydana getirildi. ( Mesela; Özbek Türklerinin yoğun olduğu bölgeler Kırgızistan’a, Kırgız Türklerinin yoğun olduğu yerler Özbekistan’a, Türkmenlerin yoğun olduğu yerler Özbekistan’a, Özbek Türklerinin yoğun olduğu bir başka yer Kazakistan’a bırakılmak suretiyle ilerde çıkması muhtemel çatışmalara alt yapı oluşturuldu.)

4- Türk bölgeleri içinde küçük otonom devletçikler kurularak bu devletler içerden de ihtilaflı hale getirildi. Bugün yaşanan Karabağ problemi bu düşüncenin mahsulüdür. Azerbaycan’ın Nahcivan ile irtibatını sağlayan Zengezor bölgesi Ermenistan’a verilmek suretiyle Nahcivan ve Azerbaycan arasındaki toprak bütünlüğü ortadan kaldırılmıştır. Azerbaycan’ın kanuni ve tabii bir parçası olan Nahcivan ile arasında bir su borusu geçecek kadar bile irtibat kalmamıştır. Bu yetmiyormuş gibi bir de Azerbaycan toprakları içinde Ermeni nüfusun kasıtlı olarak yerleştirildiği Yukarı Karabağ bölgesinde otonom bir devletçik kurulmuştur. Sovyetler dağıldıktan sonra bile bu proplemler çözülmemiş, daha da derinleşmiştir.

5-Türkler içinde anlaşmazlığı artırmak için ortak alfabeleri değiştirildi. Her birine farklı bir Kril alfabesi uygulandı.1991′den sonra bağımsızlıklarını kazanan cumhuriyetlerden yalnızca Türkmenistan ve Azerbaycan Latin alfabesine geçtiler. Ancak burada yine bir gizli el iki Türk devletine birbirinden farklı Latin alfabelerini kabul ettirdi.

6-Türkleri asimle etmek için farklı etniklerle ortak devletçiklerin çatısı altına topladılar. Mesela hiç ilgisi olmamasına rağmen Balkarlı Türkler ve Karaçaylı Türkler farklı Çerkez toplulukları ile ortak devletçikler altında bir araya getirildiler. Bu birleşme ihtilaflı bir birleşmedir. Hem Türkleri hem de Çerkezleri bölen bir birleşmedir.

7-Bazı yerlerde otonom seviyede bile olsa devletleşmesi istenmeyen Türkler anavatanlarından sürgün edilmiştir. Bunun bilinen en iyi örnekleri Ahıskalı Türkler ve Kırımlı Türklerdir. Bilinmeyeni ise Ermenilere tahsis edilen arazide kalan Türklerin durumudur. Azerbaycan içinde kalan Ermeniler Yukarı Karabağ bölgesinde toplanıp otonom bir idareye kavuşturulurken, Ermenilere tahsis edilen arazide yaşayan Türkler Anadolu’ya veya Azerbaycan’a göçe zorlanmıştır. Kalan Türklerin ise akibeti belli değildir. Kısaca Güney Kafkasya’da Azerbaycan dışındaki bölgelerde yaşayan Türklere otonom idareler bile verilmemiş, onlar için sürgün ve asimle politikaları uygulanmıştır.

Kırım ve Ahıska Türkleri Orta Asya’ya sürgün edilmiş, Borçalı, Gümrü, Erivan, Gökçegöl, Zengezor bölgelerinde yaşayan Türkler zorla Türkiye ve Azerbaycan’a göç ettirilmiş, Acaristan, Abhazya ve Gürcistan’ın iç kesimlerinde yaşayan Türkler ise zorla Gürcüleştirilmeye, Rusya’nın iç kısımlarında yaşayan Türkler ise Ruslaştırılmaya çalışılmıştır. Özellikle Çarlık Rusya’sı döneminde Karadeniz’in kuzeyinde kalan bölgedeki Türklerin çok büyük bir kısmı zorla veya menfaat karşılığı önce Hıristiyanlaştırılmış, sonra da Ruslaştırılmıştır.

8-Sovyetler döneminde sürgüne tâbi tutulan Kırım Türkleri ve Ahıskalı Türkler ağırlıklı olarak Özbekistan’a yerleştirildiler. Diğer bir kısmı ise Kazakistan, Kırgızistan, Karaçay-Balkar Özerk Cumhuriyetleri, Ukrayna ve Rusya Federasyonu içindeki bölgelere yerleştirildiler. Aile bütünlüğü bozulan Türkler yerleştirildikleri yerlerde de rahat bırakılmayıp yerli halkla çatıştırıldılar veya KGB’ye ajanlığa zorlandılar. Sonra da sürgün Türklerin KGB ajanı oldukları yalanını el altından yaymak suretiyle yerli halk ile sürgün Türkler arasında çatışmalar çıkardılar. 1989 yılında Özbekistan’ın Fergana bölgesinde Özbek Türklerini kışkırtarak Ahıskalı Türklere saldırılması da bu düşüncenin bir neticesidir.

BÜLENT TARHAN

Kaynak: Ahıska Dosyası

Reklamlar