“Bozkurt” ve “Mankurt”un Türk İçin Anlamı

Bozkurt’un Türk’ün tarihindeki yeri çok önemlidir. D.Ö. 3 bininci yıllarda İtalya’da yaşamış ön Türklerden olan Etrükslerde de Bozkurt vardır (Roma şehrinin simgesi Bozkurt heykelidir). Orta Asya’dan Hazar Denizi’nin kuzeyinden geçip Balkanlara gelen Bulgar Türklerinde de Bozkurt’u görmekteyiz. Ergenekon Destanı’na göre de Çin İmparatoru Toy-uy atalarımız olan Kök Türük’leri (Türük Bil) katliâma tabiî tutmuştur. Okumaya devam et

Etrüskler

Erken Türkler içinde ETRÜSKLER çok önemli bir yer tutar. Erken Türk tarihi konusunda yaptığı araştırmalarla tanıdığımız Sayın Kâzım MİRŞAN Etrüsk yazıtlarını 1965’de okuyup 1970 yılında “Proto-Türkçe Yazıtlar” adlı kitabında yayınlamıştır. İlk kitabında Sayın Kâzım MİRŞAN’IN 94 ETRÜSK yazıtının aşağıda verilen ETRÜSK alfabesine göre Türkçe okuması vardır. 1998 yılında “ETRÜSKLER Tarihleri, Yazıları ve Dilleri” kitabıyla Kâzım MİRŞAN konuyu etraflıca incelemiş ve ETRÜSKLERİN dil ve dinlerini yani inanç yapılarını inceledikten sonra ETRÜSKLERİN Türklüğü konusunu açıkça ortaya koymuştur.

Okumaya devam et

Türkler

İNSAN topluluklarını millet hâline getiren ana unsur tarih içinde onların binlerce yılda ortaklaşa meydana getirdikleri mayaları yani kültürleridir. Ziya Gökalp Türk milliyetçiliğinin fikir yapısının temel taşlarından biridir. Atatürk, Ziya Gökalp’ın ölüm haberini aldığında eşi Saniye Hanıma çektiği telgrafta “Bir radyuma benzeyen beyni sukut etmiştir, Türk milleti elim bir ziya içindedir” demiş ve 1924’te ölüm gününü millî yas ilân etmiştir. Bununla onun fikirlerine verdiği önemi göstermiştir. Kan bağı yani maddî mânâdaki ırkçılık büyük Türk sosyologu Ziya Gökalp’ın da reddettiği gibi ancak atlarda aranır bir özelliktir. Erken Türklerden beri tarihin hiçbir döneminde ne Selçuklularda ne Osmanlılarda ve ne de Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde ırk ayırımı yapılmamıştır. Türkler birbirlerine kültürel bağlarla bağlı olduklarından hiçbir zaman ırkçı olmamışlardır.

Okumaya devam et

Arslan Bulut’un Kazım Mirşan ile Orta Asya Gezisinden Kesintiler

“Bekin Nur Muhammedov.. “Sıçan yılında doğdum. Ben Türk halklarının en büyük artistiyim; Orta cüzden bir Nayman”ım, dürüstüm, Altın Elbiseli Adam”ı ben buldum ve teslim ettim” diyor.

Sabah erkenden, Almatı”ya 55 kilometre uzaklıktaki kurganlara doğru yola çıkıyoruz. Kazak tarihçi ve etnologlar da bizimle birlikte… Yağmur bastırıyor ama aldırmıyoruz. Burası “Yedisu” denilen ve Türk medeniyetinin doğduğu topraklar olarak kabul edebileceğimiz üçgenin bir ucu… Arazide, deve hörgücü gibi, 10 metre uzunluğunda, 7-8 metre genişliğinde ve yerden yüksekliği ortalama 3-4 metre olan tepecikler var. 25 tane kadar sayabiliyoruz. Bunlar kurgan denilen Türk mezarları.. Aslında bütün Yedisu bölgesi, hatta bütün Kazakistan ve Kırgızistan kurganlarla dolu…Kurganlardan sadece birisi açılmış… Diğerleri de açılacak…

Okumaya devam et